🌪️ Konusu Dini Ve Milli Bayramlar Olan Bir Hikaye Yazınız

7- Bir gerçeği açıklamak, bir konuda görüş ve düşünceler öne sürmek ya da bir tezi savunmak, desteklemek için yazılan yazılara makale denir . Söyleşi anlamındaki Arapçadan dilimize geçmiş olan sohbet kelimesi, iki anlam içerir: Arkadaşlık, yârenlik; 2. Konuşma, görüşme, birlikte oturup söyleşme. Bununla birlikte kutladığımız milli bayramlar, zafer bayramları gibi durumlar da bizlere millet olma inancını taşıyan ve bizleri bir arada tutan değerlerdir. Milletimizin Önem Verdiği Kutsal Saydığı Manevi Değerler Adlı Yazımızla İlgili Düşüncelerinizi Yorum Kısmından Yazabilirsiniz Bir Bayram Sabahı. Bayram Hikayesi. Hikaye Oku: Yağmurlanırım bayram sabahları. Elimde değil. Ben, ilk okulu İzmit’te bitirdim. Okulumu çok seviyordum. Bana, bu sevgiyi kazandıran öğretmenimi daha çok seviyor ve saygı duyuyordum. Ruhu da yüzü gibi güzel insandı. Onun, bizim için sevinmesi, bizim için üzülmesi hâlâ 10.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ 1.DÖNEM 1. YAZILI SINAV SORULARI. 1.“Bir Edebiyat tarihçisi yaz tatilinde gittiği bir yerde; o yörenin sanatçısına ait bir türkü dinliyor. Daha da inceleyince söz konusu sanatçının eserlerde bulunmayan türkülerine rastlıyor. Bu türküleri derleyerek bir eser yayınlıyor.” Okuduğunuz hikâyeden hareketle defterinize cömertlik konulu bir hikâye yazınız. Cevap: Alışveriş Cömertliği. Bir gün arkadaşım ile alışverişe çıkmıştık. Gün boyu pek çok mağaza gezdik. Bir sürü kıyafet denedim. Ya güzel olmadı ya da çok pahalıydı. Ucuz kıyafette bulmak çok zordu. ÖnemliAşk Hikâyeleri: Önemli: Leyla ile Mecnun ve Yusuf ile Züleyha gibi eserlerin mesnevi şeklinde divan şiirinde de yer almaktadır. Bu tarz hikâyeler halk hikâyesi olarak kabul edilmez. 2. Dini temalı kahramanlık hikâyeleri. Genellikle dini açıdan önemli olan karakterlerin oluşturduğu kahramanlık hikâyeleridir. SosyalHayatta Eğlence: Bayramlar ve Şenlikler. Toplum ve birey düzeyinde meşrû ölçüler çerçevesinde eğlenmenin bir ihtiyaç olduğuna inanan Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettikten sonra, bura sakinlerinin iki bayram kutladıklarını gördü. Bayramlarmilli ve dini bayramlar diye adlandırılır . Hem dini hem de milli bayramlar bir milletin ortak kaderlerinin ve yaşantılarının ifadesidir . Mesela bir Cumhuriyet Bayramı ya da Zafer Bayramı Türk toplumunun yaşadığı İstiklal mücadelesinin sonucudur . HAYATBİLGİSİ Dini Bayramlar 2-H-27-02 Aşağıdaki boşluğa Kurban Bayram’ını nasıl kutladığımızı anlatan bir resim çizip boyayınız. Aşağıdaki bulutlardan dini bayramlarla ilgili olan kavramların olduğu bulutları maviye milli bayramlarla ilgili olan kavramları ise kırmızıya boyayınız. Büyükleri ziyaret etmek. ezrPvqe. Dini bayramlarımızın adlarını ve bu bayramlarda neler yapıldığını defterinize yazınız. Bayramlar; yardımlaşma, dayanışma ve paylaşmanın yoğun olarak yaşandığı sevinçli günlerdir. Bayramlar toplumsal huzur ve mutluluğu artırır. Bu günlerde çeşitli törenler düzenleriz. Dini bayramlarımız; Ramazan ve Kurban Bayramıdır. Her iki bayram, isimlerini dinimizce önemli sayılan ibadetlerden alır. Ramazan Bayramı’na verilen isim, ramazan orucu, Kurban Bayramı’na verilen isim de kurban ibadetiyle ilişkilidir. Bu bayramlar hicri takvime göre belirlenmiştir. Ramazan Bayramı hicri takvime göre şevval ayının ilk üç gününde, Kurban Bayramı ise zilhicce ayının onuncu gününden itibaren dört gün boyunca kutlanır. Ramazan Bayramı Ramazan ayında oruç tutarız. Beş vakit namazla birlikte teravih namazı da kılarız. Yardıma muhtaç olanlara, kimsesiz ve yoksul kimselere bu ayda daha çok yardım ederiz. Zengin Müslümanlar fitre ve zekatlarını çoğunlukla bu ayda vererek ihtiyaç sahiplerini sevindirirler. İbadet ve iyiliklerle dolu bu ayın bitiminde Ramazan Bayramı’na ulaşırız. Ramazan ayının son günü bayram hazırlığına başlanır. Evler temizlenir, bayramlık giysiler, tatlı ve kurabiyeler hazırlanır. Bayramın ilk günü sabahı camiye gidilir, sabah namazı ve bayram namazı huzur içerisinde kılınır. Ardından insanlar, kendi aralarında bayramlaşırlar. Bu bayramlaşma üç gün devam eder. Evimizde anne, baba ve büyüklerimizin ellerini öper, bayramlarını tebrik ederiz. Akraba ve komşularımızın da bayramlarını kutlar, sevinçlerine ortak oluruz. İnsanlar arasında hediyeleşmenin en yoğun yaşandığı günler, bayram günleridir. Gelen konuklara tatlı, şeker veya çikolata ikram ederiz. Böylece bir aylık oruç ve diğer ibadetleri yerine getirmenin ödülü olarak Ramazan Bayramı’nı yakınlarımızla sevinç ve coşku içerisinde kutlarız. Kurban Bayramı Dini bayramlarımızdan biri de Kurban Bayramı’dır. Ramazan Bayramı’ndan iki ay on gün sonra kutlanır. Ramazan Bayramı’nda olduğu gibi bayramın ilk günü sabahı bayram namazı kılınır. Kurban Bayramı dört gün sürer. Bu bayramda maddi durumu iyi olanlar, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için kurban keserler. Kesilen kurban genellikle üçe bölünür. Bir kısmı kurban kesemeyen ihtiyaç sahiplerine verilir. Diğer bir kısmı da akrabalara, komşulara ve misafirlere ikramda bulunulur. Kalan kısmı ise ev halkı için ayrılır. Komşular ve akrabalar ziyaret edilerek bayramlarıtebrik edilir. Büyüklerin elleri öpülür ve küçükler hediyelerle sevindirilir. Birbirlerine dargın ve kırgın olanlar, bayram sebebiyle barışırlar. Öksüz, yetim ve kimsesizler, verilen hediyelerle mutlu olurlar. Yaşlı ve hasta kimseler, yapılan bayram ziyaretine sevinirler. Uzakta olanlar aranarak bayramlarıkutlanır. Bayramlarımız, herkesin sevincini paylaştığı güzel ve anlamlı günlerdir. Millî bayramlarımız denince aklınıza neler geliyor? sorusunun cevabını kısaca yazdık. Milli Bayramlar bir ulusu ilgilendiren önemli günler için yapılan kutlamalardır. Milli Bayramlar denilince şunlar aklıma geliyor. Dini ve milli bayramlarımız vardır. Milli Bayramlar denilince şunlar aklıma Bayramlar denilince, tüm ulusumuzu ilgilendiren önemli günler için yapılan kutlamalar aklıma geliyor. Milli Bayram denilince kahraman Türk Millet, şehitlerimiz ve gurur duyguları aklıma Bayramların isimleri aklıma Bayramlarımız şunlardır;1. Cumhuriyet Bayramı,2. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,3. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı,4. 30 Ağustos Zafer Bayramı aklıma geliyor. Dini Bayramlar Hakkında Bilgilerİslam dininde tüm müslüman aleminin senede iki kere kutladığı dini bayramlar vardır. Bu bayramlar Ramazan ve Kurban Bayramıdır. İçeriğimizde Ramazan ve Kurban bayramının kaç gün sürdüğü, bu günlerde neleryapıldığı ve bayramların fazileti gibi konuları anlattık. Son yıllarda gelenek ve göreneklerin yavaş yavaş kaybolmasıyla dini bayram kavramı da yerini tatil kavramına devretti. Bu sebeple ilk olarak Din ve Bayram kavrmlarını incelemeliyiz. İşte dini bayramlar hangileridir? ve ne zaman kutlanır? sorularının cevapları...Din Nedir?Din; insanlara peygamberler vasıtasıyla gönderilen kitap ve hükümler bildiren, gerçekleri benimsemeye çağıran, Allah tarafından konulmuş kanunlar olarak adlandırabiliriz. Din kavramı insanların yaratıcılarıyla, birbirleriyle ve diğer varlıklarıyla olan ilişkilerini belirliyor. Din, insanı iyiye yönlendirirken; kötü ve zararlı işlerden alıkoyar. Arapça kökenli olan din sözcüğünün köken itibarıyla yol, hüküm, mükafat’ gibi anlamları vardır. Zaman zaman inanç sözcüğünün yerine kullanılır. Farklı kültür, topluluk ve bireylerdeki din kavramı, coğrafyalara, geleneklere göre her çağda farklılık Nedir?“Bayram nedir” diye bir soru yönelttiğimiz zaman akıllara ilk olarak tatil gelir. Evet, günümüzdeki bayramların çoğu tatil amaçlı olarak kullanıldığı için bu cevabın verilmesi çok normaldir. Size bayramın anlamını ve içinde barındırdığı amacını anlatalım. Bayram, huzur ve sevinç” günü anlamına geliyor. Dini bayramlar ise, yeryüzünde yaşayan çeşitli dinlere, topluluklara ait insanların inançları doğrultusunda kutladığı günlerdir. Bu bayramları diğer bayramlardan ayıran özel ibadetleri olmasıdır. Müslümanların iki dini bayramı vardır. Bu bayramlar Ramazan ve Kurban bayramıdır. Ramazan ve Kurban bayramları hicretin ikinci yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Dini bayramların ulusal bayramlardan bir diğer farkı ise ay takvimine göre düzenlendiğinden her yıl bir önceki yıla göre 10 gün erkene gelir. Bayramın bir önceki gününe arafe BayramıRamazan ayı boyunca farz olunan orucun sonunda kutlanan bayramdır. Şeker Bayramı olarak da ifade edilen bu bayramın ilk günü, Şevval ayının birinci günüdür. Ramazan ayında sonra yani Şevval Ayı içinde 6 gün oruçlarını tutmanın da çok büyük bir sevabı vardır. Ramazan Bayramı, Şevval ayının ilk günü başlar, üç gün BayramıHz. İbrahim Peygamber döneminden itibaren günümüze taşınan ibadeti olan bayramlarımızdan bir diğeridir. Bu bayram kurban kesme ibadetinden gelir. Maddi gücü elveren Müslümanların kestirdiği kurban eti, evine et girmeyen, durumu olmayan kişilere dağıtılarak onların da et yemeden mahrum bırakmadığı yardımlaşmanın, hayrın bol olduğu bir bayramımızdır. Bu, Müslümanlar arasındaki dayanışma ve kardeşlik duygusu artar. Kurban Bayramı ise Zilhicce ayının 10. günü başlar, dört gün Neler Yapılır?Bayramların ilk sabahı erkekler bayram namazı kılmak için camiye gider. Bayramın asıl amacı insanlardan uzakta tatil yapmak değil, eş-dost, akraba ziyaretlerine gidilerek bayram kutlamaktır. Bayrama göstereceğimiz saygı giydiğimiz temiz ve özenli kıyafetlerle gösterebiliriz. Aileler elverdiğince çocuklarına ve kendilerine yeni kıyafetler alır, ev temizlikleri yapılır ve bayrama özel yiyecekler hazırlanır. Çocukları bayram günü tutabilene aşk olsun. Kapı kapı dolaşan çocuklar, kapısı belki de hiç vurulmayacak olan evlere bir ses ve soluk olur. Çocuklara verilen harçlıklar ve şekerler onların bir neşe kaynağı olur. İç içe huzur içinde ve en önemlisi de birlik dayanışması içinde yaşadığımız bu günler bizler için oldukça önemlidir. Kurban Bayramı’nda da aynı şeylerden farklı olarak birinci ya da ikinci günü kurban kesilir ve dağıtılır. Milli Bayramlar Şehir ve kasabalarda bir şenlik havası içinde kutlanan bu bayramların 30 Ağustos Zafer Bayramı Cumhuriyet Bayramı Kurtuluş Bayramları gibi askeri geçitler fener alayları "resmi" gösterilerinde gelenek olan tek öğe seğmenler zeybeklerin özel kıyafetleriyle gösterilere katılmalarıdır. Ama bu bayramlar nedeniyle resmi gösteriler bittikten sonrakimi yerlerde gece geç vakitlere kadar işçilerin esnafın kendi aralarında hükümet ya da belediye meydanında düzenledikleri eğlenceler bu şenliklere farklı bir anlam katmaktadır. Bu eğlencelere davul zurna takımları da kasabalarında her yerin kendi oyunları oynanmasına karşılık İstanbul Ankara gibi büyük şehirlerde bu toplantılara farklı gruplar gösterileriyle katıldıklarından eğlenceler bir tür "halk dansları festivali" görünümündedir. Resmi bayramlarda birçok yerlerde resmi törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Geçmiş yıllarda siyasi partiler resmi bayramlarda davullu zurnalı eğlenceler düzenleyerek bir yandan bayramların daha canlı geçmelerini sağlamış bir yandan da diğer partilerle bir yarışma ortamına bayram gelenekleri de değişimden payını almışlardır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 30 Ağustos Zafer Bayramı 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı günün yıldönümü olarak kutlanmaya başlanan ulusal bayram ilk kez 23 Nisan 1920’de “Hakimiyeti Milliye Bayramı” olarak kutlanmıştır. 1930’lu yıllarda Çocuk Esirgeme Kurumunun gelenekselleştirdiği “Çocuk Haftası”nın 23 Nisan – 1 Mayıs başlangıcının da bu bayramla aynı güne rastlaması sebebiyle “Milli Hakimiyet Bayramı ” ile Çocuk Bayramı aynı gün kutlanmaya Mayıs 1935’te bu gün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanılmaya UNESCO tarafından 'çocuk yılı' ilan edilmesiyle de bu bayram uluslararası nitelik kazanmıştır. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ve tek ulusal bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram dünya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içinde yaşayacakları bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak için her yıl düzenlenmektedir. Atatürk'ün çocuk sevgisi herkes tarafından manevi çocuklarıyla ilişkisi o yıllarda yaşayan kişilerin anı kitaplarında yer her fırsatta Bugünün küçükleri yarının büyükleri” diyerek çocukların toplumların gelişimi için ne denli önemli olduğunu belirtmiştir. Geleceğin çocukların elinde olduğunu düşünen Atatürk 1924'te ilk Meclis'in açılış tarihi olan '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiş ve daha sonra bu bayramı çocuklara armağan bu yana her yıl 23 Nisan’da TRT tarafından geleneksel olarak 23 Nisan Çocuk Şenliği hafta süren etkinliklere 8 – 12 yaş arası dünya çocukları davet edilmektedir. Farklı kıtalardan farklı ülkelerden gelen çocuklar gönüllü ailelerin evlerinde misafir 6 ülkenin katılmasıyla uluslararası boyutta kutlanmaya başlanan şenliklerde bugüne kadar 87 ülkeden yaklaşık 18500 kişi konuk olmuştur. Dünyada çocukların sahip olduğu tek bayram olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 83. yıldönümü hepimize kutlu olsun. 30 Ağustos Zafer Bayramı Kurtuluş Savaşı'nın sonucunu belirleyen Büyük Taarruz'un son günü yapılan Başkumandanlık Meydan Savaşı'nın 30 Ağustos 1922 yıldönümlerinde kutlanan ulusal bayram. 30 Ağustos Zaferi ilk olarak 30 Ağustos 1923'te Ankara Afyon ve İzmir'de şenlikler düzenlenerek yıllarda ülke genelinde kutlanmaya başladı ve Mayıs 1935'te 2739 sayılı yasayla Zafer Bayramı olarak kabul edildi. Zafer Bayramı'nda yapılacak törenler 1981'de çıkarılan 3456 ve 4400 sayılı iki bakanlar kurulu kararnamesi ve ekli bir yönetmelikle yeniden bayram ve genel tatilleri düzenleyen 17 Mart 1983 tarihli 2429 sayılı yasayla 30 Ağustos gününün Zafer Bayramı olduğu ve o gün yapılacak törenlerin düzenlenmesi işinin Milli Savunma İçişleri Dışişleri Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarına ve bunların yerel örgütlerine verildiği belirtildi. Zafer Bayramı günü resmî daireler kurum kuruluş ve fabrikalar 1 gün tatil tören bölümünde Ankara'da Anıtkabir'e öbür yerlerde de Atatürk anıtlarına ve şehitliklere Ankara'da genelkurmay başkanı öbür yerlerde de ordu birlik ve garnizon komutanlarınca çelenk konur geçit töreni dış temsilciliklerde de askeri ataşelerin katılımıyla kutlanır. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan biri 19 Mayıs 1919' Mayıs 1919 Anadolu'da yeni Türk Devleti'nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Yüce Önder Atatürk'ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması doğum gününü soranlara 19 Mayıs'ı işaret etmesi bunun kanıtı Mayıs'ın millî bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da gerek Millî Mücadele döneminde gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret ziyaretler'o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa 13 Kasım 1918'de İstanbul'a yaklaşık altı ay kaldı. Bu süre içerisinde vatanın kurtuluşu için çeşitli girişimlerde bulundu. Padişahla birkaç kez görüştü ve ona bu konuda düşüncelerini bir hükümetin kurulması için çaba yoluyla geniş kitleleri bilgilendirmeye halkı aydınlatmaya çalıştı. Kurtuluşa giden yolun temel ilkelerini yine bu dönemde ortaya koydu. Bunları çok yakın arkadaşlarına anlattı. Böylece Millî Mücadeleden yana az sayıda fakat etkin bir grup oluşturmayı başardı. Millî Mücadele Anadolu'dan için öncelikle birer görevle Anadolu'ya geçilecek mecbur kalınmadıkça görev terk edilmeyecek görevi bırakmak gerektiğinde asla İstanbul'a dönülmeyecek çalışmalar gayrî resmî bir tarzda sürdürülecekti. Samsun'dan başlayan süreçte onun tutum ve davranışları izlenecek olursa bütün bu prensiplere bağlı kaldığı kendisiyle birlikte Millî Mücadeleye atılan arkadaşları arasında zorunlu olmadıkları halde İstanbul'dan verilen emirlere hemen uyarak görevini bırakanları bununla kalmayıp İstanbul'a dönenleri söz konusu prensiplere aykırı davrandıkları için Nutuk'ta ağır bir biçimde Önder'i diğerlerinden ayrı ve üstün kılan azmi iradesi kararlılığı milletine sevgisi ve güveni zafere olan mutlak inancıydı. Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine atandıktan sonra heyecanla Harbiye Nezareti'nden çıkarken "kafes açılmış önünde geniş bir âlem kanatlarını çırparak uçmağa"1 sıkıntılı zahmetli bir yolculuktan sonra Samsun'da milletiyle kucaklaştı. Samsun mülkî taksimatta doğrudan Dahiliye Nezareti'ne bağlı Canik Sancağı'nın merkez kıyısındaki bu şirin kasaba Birinci Dünya Savaşı'nın yükünü taşıyan yerlerden savaş sırasında özellikle Rus istilâsına uğrayan Türk topraklarından göç eden çok sayıda insan buraya gelmiş kasabanın rengi havası birden bire değişmiş yeni gelenlerin barındırılması sıkıntılar yaratmıştı. Bunlar bir yana Samsun aynı zamanda Pontus'çu faaliyetlerin yoğun olduğu bir dolaşmakta olan İtilâf donanmasından Yunan savaş gemilerinin varlığından cesaret alan ve Samsun Rum metropoliti Germanos tarafından örgütlenen Pontus çeteleri sokaklarda dolaşıyor asayişi ihlâl ediyor köylere baskınlar düzenliyor evleri binaları ateşe veriyor ve korumasız Türkleri Mart 1919'da Samsun'a çıkarılan 200 kişilik İngiliz birliği Pontus çetelerini büsbütün şımarttı. Mütarekenin bozulacağı endişesiyle güvenlik kuvvetleri ya kullanılamıyor ya da asayişsizliği önlemede yetersiz kalıyordu. Bu durumda sırf nefs-i müdafaa için Türkler de harekete geçince bu zamana kadar Pontus çetelerinin terör faaliyetlerini seyreden İngilizler seslerini yükselttiler ve 21 Nisan 1919'da Osmanlı Hükümeti'ne bir nota vererek Orta Karadeniz'de Türklerin Hıristiyanları katlettiklerini bildirdiler bunun önüne geçilmediği takdirde bölgenin işgal edileceği tehdidinde olay bunun tam aksineydi. İngilizler gerçekleri tahrif ederek Pontus'çuları korumayı ve karışıklıkların devamını amaçlıyorlar bölgeyi işgal etmek için bahane arıyorlardı. İstanbul Hükümeti hemen bölgeye yetkili birini göndermek için kolları bir araştırmadan sonra Mustafa Kemal Paşa üzerinde mutabakat sağlandı. Çünkü O ikinci meşrutiyetin çalkantılı döneminde siyasete bulaşmamış girdiği bütün savaşlarda zafer kazanmış başarılı bir kumandandı. İşte bu noktada Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'un dolayısıyla bütün Anadolu'nun ve Türk Milletinin kader çizgisi kesişiyordu. O büyük insan sebatla inançla doğru bildiği yoldan ayrılmadan Türk Milletinin geleceğini kurtaran kahraman oldu. Mustafa Kemal Paşa'ya asayişsizliğe neden olan olayları tayin ve tespit ile bunların ortadan kaldırılmasının yanında daha başka görevler ve görevin gerektirdiği yetkiler de verilmişti. Atatürk söz konusu yetkilerini değerlendirirken bunları çok fazla bulduğunu ve İstanbul Hükümeti'nin bilerek anlayarak bunları kendisine vermediğini günlerde ve daha sonra Anadolu'ya bir kısmı şehzadelerin başkanlığında olmak üzere heyetler da önemli yetkilerle donatıldılar. Nasihat Heyetleri Tahkik Heyetleri Teftiş Heyetleri adı altında Anadolu'da dolaşan bu kurulların da vatanın kurtuluşu yolunda büyük sonuçlar elde edecekleri bu beklentilere tercüman oluyor heyetler hakkında geniş bilgiler veriyor gittikleri yerlerde karşılanmalarından her türlü faaliyetlerine kadar hemen her konuda kamuoyunu aydınlatıyor hadiseyle birinci derecede alâkadar oluyordu. Halbuki Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya gönderilmesi İstanbul basınında çok az ve sadece haber niteliğinde yer almaktaydı. Bu da kimden ve ne ölçüde sonuç beklendiğinin bir göstergesi halde esas olan görev ve görevin gerektirdiği yetkiler değil yetkileri yerinde ve zamanında tam bir liyakat la kullanmak mutlak zafere ulaşabilmektir. Mustafa Kemal Paşa'nın başarı sırlarından biri de budur. 19 Mayıs sadece Türk millî kurtuluş hareketinin başlangıcı olmakla kalmadı yeni Türk devletinin çağdaş değerlerle milletler ailesi içerisinde yerini almasını da Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktığı andan itibaren zihnini meşgul eden problem millet iradesinin devlet hayatımıza yansıtılmasını sağlamaktı. Hatta denilebilir ki bunu kurtuluşun önüne koymuş millî mücadelenin vazgeçilemez ilk şartı Mayıs'ı izleyen günlerde yapmış olduğu yazışmalardaki terminolojiye bakılacak olursa bu açıkça görülür. İzmir söz konusu olduğunda "ordu ve millet bu işgalî tanımayacaktır" derken bunu Kâzım Karabekir Paşa'ya çektiği telgrafta "millet ve memlekete medyûn olduğumuz en son vazife-i vicdan iye"den amacı da buydu. Kurtuluş mücadelesi ancak milletle birlikte kazanılabilirdi. Milletle kazanılan mücadeleyi yine milletle taçlandırmak lâzımdı. Yayın hayatına başlamalarına öncülük ettiği ilk iki gazeteden biri İrade-i Millîye diğeri Hakimiyet-i Millîye adını değerler ve kavramlardır ki onu Türk Milletinin kalbinde "milletin kurtarıcısı" "devletin kurucusu" payesine yükseltmiştir. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Osmanlı İmparatorluğu'nda ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başlayan Birinci Dünya Savaşı'na dünyanın belli başlı devletleri yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler Yunanlılar Fransızlar İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Ulusuna inanan güvenen Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da Samsun'a Sivas'ta kongreler Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var'o da Milli yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır." dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Meclis Mustafa Kemal Paşa'yı başkan Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı yandan efeler dadaşlar seğmenler bulundukları yörede düşmana karşı yandan düzenli ordular İnönü'de Sakarya'da Dumlupınar'da düşmanlardan kurtarıldı. Tahtını rahatını düşünen padişah yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti. İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923'te ilk toplantısını Ekim 1923'te Ankara Başkent düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz."Dedi. 29 Ekim 1923 günü Atatürk milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne önergeyi kabul ülkemizde cumhuriyet yönetimi kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı ilanı yurtta sevinç ve coşku ile karşılandı. Cumhuriyet;yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetiminde söz korumak kollamak yaşatmak her yurttaşın ödevidir

konusu dini ve milli bayramlar olan bir hikaye yazınız