🏸 Şşş Sesi Ve Beyaz Gürültü Indir

OKTc44. Sıcak Fırsatlarda Tıklananlar Editörün Seçtiği Fırsatlar Daha Fazla Bu Konudaki Kullanıcılar Daha Az 2 Misafir 1 Mobil - 1 Masaüstü, 1 Mobil 5 sn 63Cevap 0Favori Daha Fazlaİstatistik Konu İstatistikleri Son Yorum 4 yıl Cevaplayan Üyeler 43 Konu Sahibinin Yazdıkları 9 Ortalama Mesaj Aralığı 39 gün 21 saat 20 dakika Son 1 Saatteki Mesajlar 1 Haberdar Edildiklerim Alıntılar 7 Konuya En Çok Yazanlar Meticulous 9 mesaj Hips 5 mesaj rabitelli 3 mesaj numerik 3 mesaj mehmet aksal 3 mesaj Konuya Yazanların Platform Dağılımı Masaüstü 20 mesaj Mobil 1 mesaj Konuya Özel ssd ye benchmark yaparken kasadan tuhaf bir gıcırtı gibi ses bu tip sesleri hdd ler yapar ama ssd'den geliyor diye tahmin ssd ler hddler gibi ses çıkarır mı? quoteOrijinalden alıntı mehmet 52 ssd ye benchmark yaparken kasadan tuhaf bir gıcırtı gibi ses bu tip sesleri hdd ler yapar ama ssd'den geliyor diye tahmin ssd ler hddler gibi ses çıkarır mı? ssd mekanık bı parca değil standart HDD ler gibi ses nası bi ses çıkabilirki duyulabılecek kasada baska biyerden ssd konusunda daha tecrübeli arkadaşlar yorum atarlarsa aydınlanırız Eğer sadece SSD bench alırken çıkıyorsa bir tuhaflık var. Test sırasında kasanın kapağını açıp kulağınızı veya bir ses kayıt cihazını yakınlaştırarak kontrol edin, bilgiyi tekrar paylaşın. banada hdd den geliyor gibi yi test ederken hdd den neden gelsin eve gidince bakarım. Baktıktan sonra sonucu bizimle paylaşırsanız sevinirim. Test sonuçlarımı paylaştığım konuya programında okuma hızı 500 lerdeyken yazma hızı 170 170 hdd nin sonucumu? içini tam bilmiyorum ama eğer içinde kutuplu kondansatör varsa içindeki sıvı yüzenden yapıyor olabilir tabi darbe yerse bu olur SSD nin mekanik bir yapısı olmadığı için ses çıkmaz quoteOrijinalden alıntı Krabu SSD nin ses yaptığını ilk senden duydum o ses hdd den geliyordur bildiğim kadarıyla intel rapid storage RAID in yazılımsal çözümü olması lazım hatta bi yerde 300gb üstü disklere tavsiye ediyolardı performansı çiddi biçimde arttırıyomuş ama ssd ile birleştirdiğiniz zaman harddiskin performansı düşük olduğundan yazma hızı düşüyo olabilir yani hiç ssd ile bu programı kullanan görmedim. bir de programı kaldırıp test etmeni öneririm bende rapid i kaldırıp yeniden test etmeyi hdd nin yazma değeri 170 ssd,hdd yi zorladığı için böyle oluyor. quoteOrijinalden alıntı Krabu SSD nin ses yaptığını ilk senden duydum o ses hdd den geliyordur bildiğim kadarıyla intel rapid storage RAID in yazılımsal çözümü olması lazım hatta bi yerde 300gb üstü disklere tavsiye ediyolardı performansı çiddi biçimde arttırıyomuş ama ssd ile birleştirdiğiniz zaman harddiskin performansı düşük olduğundan yazma hızı düşüyo olabilir yani hiç ssd ile bu programı kullanan görmedim. bir de programı kaldırıp test etmeni öneririm +1 SSD Diskler, bellek mantığı ile çalıştığından, standart disklerde olduğu gibi herhangi bir mekanik aksam içermez. Dolayısı ile darbe ve ani şoklara karşı maksimum derecede korunaklıdır. Yüksek ve Düşük Sıcaklıklarda Çalışabilme SSD Diskler -40 / +80 derece ortam sıcaklığında stabil çalışabilirler. Özellikle sanayide ve askeri uygulamalarda bu nedenle rakipsizdir. Sıfır Ses SSD disklerde herhangi bir mekanik aksam bulunmadığından 0 desibel ses ile çalışırlar. Standart disklerde bu oran ortalama 25-35 desibel düzeyindedir. sıfır ses ssd diskler diye bir ssd türü mü var?başka ses yapan ssd türü mü var? yoksa bunu yazan adam anlatım bozukluğu mu yapmış? o zaman ses hdd den rapid storage ı sileceğim. ssd den geliyor hocam bendede aynı sorun var neyin nesi bilmiyorum forumu gezdikçe daha ne sorunlar duyacağız ...du bakalım.....haydaaaa 2. kişide duyunca iş ciddiye bindi valla...sayfanın takipçisiyim takipppp SSD den ses çıkıyor felan yazmayın yahu ne kadar komiğime gidiyor ram'den ses geliyor mu ? veya flash disktek ? tabi ki hayır SSD'de aynı yapıda entegrelerden oluşan depolama birimi içerisinde dönen işleyen bir şey olmadığı için zaten hızlılar daha net kavrayabilmeniz için bir resim ekliyorum bakın hiç elektronik bilgisi olmayan biri bile bu şeyden ses çıkabileceğine ihtimal vermez gözüken üstü sökülmüş aslında olan şekli SSD'den ses çıkmaz, bu kadar basit ve net ben önem verdiğim şeylerde çabuk şüphelenen verdiğim şeylerde hep bu yüzden bu konuyu arkadaşın verdiği resimler gayet açıklayıcı için teşekkür ederim. Sayfaya Git Sayfa Resmi daha büyük görüntüle$8,99 - $10,99/ 1 /Min. SiparişFaydalar500 USD değerindeki kuponlarŞimdi alınKaliteNakliyeDenizyolu taşımacılığıÜrün fiyatlandırma, özelleştirme ya da diğer sorular içinShenzhen Hi-Fid Electronics Tech Co., üreticiCN 7YRSMağaza teslimat süresi≤4hİşlemlerÇevrimiçi 150,000+ USDYüz Ölçümü3595m²Personel157HizmetlerTasarım Kaynaklı ÖzelleştirmeTam ÖzelleştirmeKalite kontrolNihai Ürün DenetimiQA/QC müfettişleri 25SertifikalarFirma ProfiliMağazayı ziyaret edin 1. Onun adı Kim Seokjin, şu an karşımda gülüyor, büyük gözleri kırışıyor, kırışıyor, mutluluktan oluşan yaylara dönüşüyor ve pespembe dudakları beyaz dişlerini gözler önüne sermek için küçülüyor. Kim Seokjin bir başkasına gülüyor ve bu bir başkası Jung Hoseok ve Jung Hoseok, Kim Seokjin’in en yakın arkadaşı. Garip bir durum çünkü ortak özellikleri yok ancak ayrı meslekler, ayrı hobiler, ayrı dünyevi zevklere rağmen, çocukluktan başlayan dostlukları ayakta duruyor. 2016 yılındayız yani Ateş Maymun ve Kim Seokjin bir kahkaha atıyor, Jung Hoseok’un sevgilisi Park Jimin gözlerinin kenarında biriken yaşları siliyor. İnsanların mutluluktan ağlamaları bir başka gariplik. Günlerden perşembe, yani kara vebanın Avrupa'ya ilk defa düştüğü gün ve Kim Seokjin masasındaki soju dolu bardağa uzanıyor, hepsini tek yudumda midesine sürüyor, yanan boğazına rağmen gülümsüyor, hala ve hala gülümsüyor, ve tırnaklarındaki şeffaf oje barın ışığı altında belli oluyor. Jung Hoseok sürdü onları; pembe olarak başladılar, ama Kim Seokjin ona yönelecek bakışları hayal edince öyle utandı ki, ojeden daha koyu bir renge döndü. O yüzden şeffaflar. Saat sekizi iki geçiyor yani Kim Seokjin’in ölmesine tamı tamına iki saat, dört dakika kaldı ve Kim Seokjin her şeyden habersiz, Park Jimin’in patlattığı bir başka espriye gülüyor. Bendeniz Yoongi, Sevgili Efendim, çırak azraillerinizden biri. Ve Kim Seokjin, benim alacağım ilk ruh. 2. Muhtemelen çoktan bildiğiniz ve benden daha kıdemli olarak azrailliğinin ikinci senesini tamamlamaya yakın Namjoon, yanıma geldiğinde ve bana bir günlük, seyir defteri ya da bu not defterine yazdıklarıma ne ad verilirse ondan tutmamı söylediğinde ve bunun sizin emriniz olduğunu ilettiğinde, şaşırdım Efendim çünkü tüm o işler, dertler ve insanlar arasında bir de bir meleğin, emriniz altındaki en alt kademelerden bir meleğin zırvalamalarını okumaya nasıl vakit bulacağınızı kestiremedim. Affedin ancak evet, böyle düşündüm ve bunu da bildiğiniz şimdi aklıma geldi. Her şeyi bilmek zor değil mi? Akademide bize alacağımız ruhların anılarına nasıl ulaşacağımızı öğrettiler, ben hala Kim Seokjin’inkilere girmeye cesaret edemedim. Onu birkaç gündür izliyorum, bunu yapmam garip miydi? Ruhunu almadan önce kim olduğunu görmek istedim ve anılarına erişmediğimden, onu izlemek daha uygun geldi. Elbette, anılarını görmek zorunda değiliz, bu yalnızca ruhları anlamamız ve ölümlerini elimizden geldiği kadarıyla kolaylaştırmamız için… bunları neden size anlatıyorum? Her türlü prosedürü zaten biliyorsunuz, bunları yapan sizsiniz. Ama sanırım bu kelimelerim size değil, Efendim, kendime. Böylelikle biraz rahatlayabilirim. Benim görevim bu, ruhları almak ve onları kapınıza götürmek. Korkmuyorum diyemem. Korkuyorum. Ödüm kopuyor. Keşke koruyucu melek olsaydım. O zaman Kim Seokjin’i izlemem tuhaf olmazdı. Onu izlemenin keyifli olduğunu fark ettim, sıradan ancak mutlu bir hayatı var. Gülüşünü görmek, bende de hayaletimsi bir yankı uyandırıyor, yalancı bir gülüş yankısı. Neden beni koruyucu melek yapmadınız? Bunu hesap sorma olarak algılamayın ama ölüm işinin beni korkutacağını biliyordunuz, biliyor olmanız lazım, yine de beni buna atadınız. Neden? Henüz insanken, ölmemiş ve melek edilmemişken, yaptığım bir şeyden dolayı mı?Bir sorum daha olacak, neden insan anılarımızı hatırlayamıyoruz? Tıpkı Kim Seokjin gibi tasasız gülüp gülmediğimi merak ediyorum. 3. Saat sekizi yirmi altı geçiyor, Kim Seokjin’in yola aniden atlayan arkadaşı Park Jimin’i kurtarmak için kendisini feda etmesine bir saat otuz iki dakika kaldı. Oldukça kahramanvari ve trajik. Sonrasında Park Jimin’e ve Jung Hoseok’a ne oluyor, bana onun bilgisi verilmedi. Ama merak ediyorum. Aile saydığınız birinin sizin uğrunuza, gözünüzün önünde ölmesine nasıl dayanırsın? Umarım ölürken onun gözlerine bakmazlar. Ben bakmak zorundayım, o yüzden mum ışığının sönüşünü göreceğim. Onu seven birilerinin bunu görmesini asla Seokjin’in anılarına girmeye hazırım. 4. İlk kalp kırıklığını seçiyorum çünkü kalp kırıklıklarına dair çokça şey okudum. Kim Seokjin birisini seviyor, bu birisi Kim Taehyung, Kim Taehyung başka birisini seviyor, bu birisi ise Jeon Jungkook ve Jeon Jungkook, Kim Taehyung’u seviyor, böylelikle Kim Seokjin’in kalbi kırılıyor. Oysa size ne dualar etmişti! Bütün bunlar, Kim Seokjin on üç yaşındayken oluyor. Küçük. Diğer arkadaşlarına göre uzun ve ince, ama benim gözüme minicik görünüyor. Kendisini daha az emin tutuyor. Omuzları öne düşmüş, başı yere eğik, bakışları kirpiklerinin altından ok misali atılıyor. Henüz, yetişkinliğinde elde edeceği, yere basışındaki ağırlığı yakalayamamış. Ne de olsa, bir çocuk yalnızca. Gözlerinin derinlerinde bir parıltı hala aynı ama.Kalp kırıklığına ağlayıp zırladıktan sonra Kim Seokjin, büyükannesinin yanına gidiyor ve soruyor Büyükanne, Tanrı artık sağır mı? Aldığı karşılık, yanağa inen sert bir tokat. Öyle sert ki, kırmızılığı geçse bile yarası kalıyor. Kim Seokjin, bir daha asla böyle bir soru sormuyor ama kızıyor, Efendim, size kızıyor çünkü gerçekten de sağır olduğunuzu düşünüyor ve bir süre daha geçiyor ve bu düşünceye, dilsiz olmanız da musunuz? Lütfen, Efendim, onu bu yüzden cezalandırmayın. Suçun onda olmadığını düşünüyorum. Burada hatalı olan büyükanne, Kim Taehyung, Jeon Jungkook ve belki birazcık da sizsiniz. Kim Seokjin’i ve beni Kim Seokjin’in anılarını izliyorum ve öğreniyorum ki, sekiz yaşındayken yer fıstıklarının kabuklarının üstüne çeşitli suratlar çizer ve herhangi birisi onları yiyince katil diye bağırıp çağırırmış. Kim Taehyung’dan sonra Oh Eunwoo’ya âşık olmuş, Oh Eunwoo’dan sonra Choi Seongmin’e âşık olmuş, Choi Seongmin’den sonra kimseye âşık olmamış çünkü asıl kalp kırıklığını, gerçek yürek yarasını Choi Seongmin ile almış. Belki yaşasaymış olurmuş fakat ölümüne yaklaşık yarım saat kaldı. Yakın arkadaşı Jung Hoseok ile anaokulunda tanışmış, Jung Hoseok ve sevgilisi Park Jimin’i de kendisi tanıştırmış. Babası yokmuş, gayrimeşru bir çocuk olduğundan akrabaları tarafından pek sevilmezmiş. Yirmi dört yaşındaymış. Film Araştırmaları okuyor, Polanski’den ölesiye nefret ediyor, Kierkegaard’dan haz etmiyor, Theo Angelopoulos’a bayılıyor, Jang Sunwoo’yu çok seviyormuş. Odasının duvarında Christina’nın Dünyası’nın ezik büzük bir posteri asılıymış. Fizik dersinden nefret ediyormuş. Ölümden korkuyormuş. 6. Son bir dakika. Park Jimin çakırkeyifliğin verdiği rahatlıkla aniden kaldırımdan atlıyor, birkaç gürültü patırtı oluyor, korna sesi duyuluyor, onu acı bir fren sesi takip ediyor ve bir gümleme soğuk geceye dağılıyor. Sonra,Kim Seokjin’in bedeninin yanında diz çöküyorum. Ah, Efendim, ne dehşet! Dakikalar öncesindeki gülüşünü düşünüyorum, hem gerçek zamanda hem de anıların ekosunda. Tatlı mı tatlı dudaklarının arasında kan birikmeye başlamış bile. Hemen karşımda Park Jimin var, ona iyileşeceğini söylüyor. Gözyaşları içerisinde, elleri Kim Seokjin’inkilere dolanmış, iyileşeceğini söylüyor, kaşları kararlılıkla çatılmış. Buna gerçekten inanıyor. İnsanlar çaresizliktense yalanlara kapılmayı tercih ediyor, öyle değil mi? Jung Hoseok titreyen parmaklarıyla ambulansı arıyor, konuşurken sesi param parça, tıpkı yerde yatan arkadaşının kemikleri gibi. Kim Seokjin zar zor nefes alıyor. Hayal meyal bir hırıltı ile göğsü son bir kez şişiyor, kana bulanmış dişlerinin arasından inleme ile nefesi veriyor ve gözlerime bakıyor. Şşş, sorun yok. Eğiliyorum ve onu pespembe, yumuşacık dudaklarından öpüyorum. 7. Kabustan uyanır gibi, soluk soluğa, şakakları terle kaplı ve ağzı sessiz bir çığlığa aralanmış bir halde sıçrıyor yerinden Kim Seokjin. Göğsü hızla inip kalkıyor, parmaklarının altındaki çimenleri delice sıkıyor, eklem yerleri beyazlaşıyor ve panikle bana bakıyor. Sakin ol, diyorum. Alt dudağı titremeye başlıyor, eğildiğim yerde ona biraz daha yaklaşıyorum ve bir elimi, desteğimi göstermek için omzuna koyuyorum ve sakin ol, diyorum. Sadece öldün. "Jimin-" O iyi. Güvende. En azından dünyada ne kadar güvende olabilirse, o kadar güvende. 8. Kim Seokjin, sözcüklerimden sonra ağlamaya başlıyor ve ona sarılıyorum. Yüzünü omuz ile boynum arasına gömüyor, annelerden öğrendiğim gibi saçlarını okşuyorum ve anlamsız şeyler mırıldanıyorum. Bunun olabileceğini akademide söylemişlerdi. Vücudu sıcak. Bir yaşamın yansıması. Gözyaşları boynuma damlıyor, nefesi tenime değiyor; bana cehennem sıcağını anımsatıyorlar. Bir elim beline doğru kayıyor. Bir elim hala saçlarında. Daha önce kimseyi böyle ona gerekli açıklamaları O kazada, arkadaşını kurtarmaya çalışırken öldün. Ruhunu ben aldım, buraya getirdim ve bundan sonrasında Tanrı Kapısı'na kadar sana eşlik edeceğim. "Tanrı Kapısı da ne?" Tanrı'nın Kapısı işte."Tanrı'nın Kapısı mı var?" Evet."Bekle- Sen şimdi... Azrail misin?" Henüz çırağım ama buna da evet."...Ama insan gibi görünüyorsun?" Çünkü bir zamanlar insandım. "İnsanlar melek olabiliyor mu?!" Vaftiz edilirsen, evet."Ben melek olacak mıyım?" Eğer vaftiz edilirsen."Herkes vaftiz ediliyor mu?" Hayır."O zaman herkes melek olmuyor?" Şey, sanırım. Evet. "Eğer ölüysem, neden hala bedenim burada?" Çünkü henüz ruhunu görmeye hazır değilsin."Bu bir simülasyon falan mı?" Gibi gibi. "Gerçek bedenim hayatta yani?" Evet. "O zaman bu beden gerçek değil." Gerçekliğe nasıl baktığına bağlı. "Kafamı karıştırıyorsun." Üzgünüm. "Ruhumu ne zaman göreceğim?" Tanrı Kapısı'ndan girdikten sonra."Ah. Demek gerçekten de bir tanrı varmış." Kim Seokjin’in ayağa kalkmasına yardım ediyorum, eli sıcacık. Bu utanç verici ancak Efendim, onu gerçekten çok güzel yaratmışsınız. Birlikte Tanrı Kapısı'na doğru yürüyoruz. Üzerinde öldüğü kıyafetleri var, kan olmadan. Her adımını temkinle atıyor. Başı bir o yana bir bu yana dönüyor, gözleri gördüğü her şeyi, çevredeki ağaçları, bitkileri, uçuşan kuşları, kelebekleri, adımlarımızın altında ezilen çakıl taşlarını merakla ve endişeyle inceliyor. Sanki bunlar bir rüyaymış gibi, mayhoş bir ifade duruyor yüzünde."Alınmanızı istemem ama burası neden bu kadar... Şey, dünyamsı?" Çünkü korkmanı istemedim. Kafasını bana çeviriyor, uykudan uyanırcasına yüzü açılıyor, kahverengi gözlerine bir başka duygu ekleniyor. İlgiye benziyor, ama kalbim bunu düşündüğümde delicesine attığından, bunu kendi kendime de uydurmuş olabilirim. Neydi, Efendim, o duygu neydi? "Burayı siz mi yaptınız?" Kafamı sallıyorum, kaşları havaya kalkıyor. "Siz de mi yaratabiliyorsunuz?" Evet. Benimle saygılı konuşmana gerek yok. Eğer beğenmediysen, başka bir hale getirebilirim. Dudaklarından bir mırıldanma çıkıyor, adımlarını durdurup kollarını göğsünde birleştiriyor ve başını hafifçe yana eğiyor. Anılarından anladığım kadarıyla, şu an büyük bir ciddiyetle zihninde bir şeyleri tartıyor. Kirpiklerinin altından bakışları üzerimde geziyor ve, "Aslında, daima su sesini rahatlatıcı bulmuşumdur. Bir köprünün üzerinde olsak?" diye soruyor, yalvaran, sevimli bir parıltıyla. Gözlerini kapat, diyorum, göğsümden sıcak, mutlu bir şey yükseliyor, patlayacak gibi oluyorum. Gülmek geliyor içimden. Ama gülmüyorum."Neden?" Çünkü henüz değişimi görmeye hazır değilsin. Dudağını büzüyor, kolları çözülerek her iki yanına düşüyor. Cevabımdan hiç hoşlanmadığı belli ancak dediğimi yapıyor. Kirpiklerinin gölgesi elmacık kemiklerine düşüyor, teni ölüm solukluğunda ama yanakları taze pembeliğinde. Hoş görünüyor. Pekâlâ, açabilirsin. "Çok kısa sürmed-" Nefesi kesiliyor, sanırım doğru insan edebiyatı terimi bu. Heyecanla köprünün korkuluğuna koşuyor, ağzından bir hayret nidası dökülüyor ve düşme ihtimali olmasa da beni düşecek diye endişelendiren bir pervasızlıkla aşağı eğiliyor. "Yuh anasını si-" Altımızdaki durgun suyu aniden hırçınlaştırıp dalgaların gürültüsüyle küfrünü sansürlemek zorunda kalıyorum. Kim Seokjin bunu fark ederek kahkaha atıyor, omzunun üzerinden bana dönüyor ve, "Bu harika!" diyor bağırarak. Heyecan içerisinde yanıma koşuyor, elimden tutup beni korkuluğun dibine çekiyor. Elinin sıcaklığı bana geçiyor, tüm bedenimi ısıtıyor, ensemdeki saçlar diken diken oluyor. Dalgalar hala fırtına kopartıyor, yağmur misali üzerimize yağıyor, birlikte ıslanıyoruz. "Suyu sakinleştirip içine biraz balık ekler misin? Ve biraz da su kaplumbağası!" Cümlelerini duymam için bağırdıkça bağırmaya devam ediyor, ağzının içine su girmesini umursamıyor. Gözlerini kapat. Kapatıyor ve bu sefer ıslanmış çehresini izliyorum. Yanaklarının pembeliği koyulaşmış, saç telleri dans edercesine yüzüne yapışmış. Dudakları yumuşak pembesinden, kırmızılığa doğru yola çıkmış. Üşüyor mu acaba? Dediklerini yapıyorum. Bir de atmosferi açabileceğini söylediğimde kirpiklerini aralıyor, sakin ve durgunlukla önce bana bakıyor. Birkaç saniye geçiyor, bakışları altında eziliyorum. Beni nasıl görüyor? Sakınmak istiyorum kendimi ondan. Gözlerindeki ışıltı, görüşümü kamaştırıyor. Sonunda gülümsüyor ve kısık bir sesle adımı soruyor. Yoongi. "Bu kulağa pek de bir melek ismi gibi gelmedi, Yoongi." Kahkaha atıp kafasını suya çeviriyor, yüzen balıkları ve kaplumbağaları görünce ellerini çırpıyor, parmağıyla işaret ediyor, beni de izlemem için çekiştiriyor. Evinde de bir su kaplumbağası beslediğini biliyorum, adını Kedi koymuştu. Artık gidelim mi?11. "Pekâlâ," diyor, son a harfini melodi ile uzatarak. O bir süre daha hayran hayran manzarayı izledikten sonra yürümeye devam ettik, hala yürüyoruz ve sizin kapınıza varmamıza çok kalmadı. "İnsanken nasıl biriydin?" Bilmiyorum. "Nasıl yani?" Alınmış gibi alt dudağını sarkıtıyor, omuzları düşüyor. "Ne demek bilmiyorum?"Vaftiz edilince eski yaşamını unutursun. Duraksıyor, beni de durdurup yüzüme bir kez daha uzun uzun bakıyor. Yine ne düşündüğünü merak ediyorum. Bakışları çok yoğun. Beni korkutuyor Efendim. Kim Seokjin’e neden böyle canhıraş gözler verdiniz? "Üzülmüyor musun?" Bilmiyorum ki, neden üzüleyim?Kaşlarını çatıyor, alnında bir çizgi oluşuyor. "Ama bu senin geçmişin..." Evet, bu yüzden önemli daha da çatılıyor, alnındaki çizgi derinleşiyor. "Merak da mı etmedin?" Ettim. Bazen bununla ilgili hikayeler uydururum. Bunu önceleri bir tek ben ve siz bilirdiniz. Artık Kim Seokjin de biliyor. Kafasını hafifçe yana eğiyor, birkaç saç tutamı yana düşüyor ve artık kaşlarını çatmıyor. "Ne gibi hikayeler?" İnsanca hikayeler. "Benimle paylaşır mısın?" 12. Tanrı Kapısı'na varıyoruz. Büyük, bakır ve çift kanatlı. Hiçbir desen yok üzerinde. Olabildiğine sade ve evhamlı. Kim Seokjin sonsuzluğa uzanan kapıyı hakiki bir dikkatle süzüyor ve tıklatmak için sağ elini yumruk yapıyor. Ama sonra, duruyor. Elini indiriyor. Bana bakıyor. "Seni bir daha görecek miyim Yoongi?" Eğer vaftiz edilip melek olursan. "Ama o zaman seni hatırlamayacağım, değil mi? Çünkü şu an hala insanım." Kafamı sallıyorum. Aynen öyle. "Ama eğer melek olmazsam da, bir daha seni görmeyeceğim?" Bir kez daha kafamı sallıyorum. Bir kez daha aynen öyle. Kim Seokjin’in kahverengi gözlerine bir hüzün yerleşiyor ve bir an için sizi gördüm sanıyorum, Efendim. Bu çıkarıma varmamı belki komik bulmuşsunuzdur, sonuçta daha önce sizi hiç görmedim ve neye benzediğinizi bilmiyorum, yine de Kim Seokjin hüzünlenince ve derdin ötesinde bir dertle bakınca, sizi gördüm sanıyorum. Sizin böyle olduğunuzu sanıyorum. Melekler arasındaki bir dedikoduya göre, her insan sizden bir parça taşırmış. Kim Seokjin’in taşıdığı aşikâr. Ona hüznünüzden mi verdiniz? Gözlerine sizin hüznünüzden tutamlar mı ektiniz? Yoksa bu, yalnızca onun şahsına münhasır bir şey mi? İçeri girecek misin, diyerek kapıyı işaret ediyorum. Kapıya dönüyor, sonra tekrar bana. Elimi eline alıyor, yanağına götürüyor ve avcuma yaslıyor. Pembeliği tüm yüzüne yayılıyor. Utanıyor, bu ifadesini tanıyorum anılarından. Ben de utanıyorum. Kalbim gümbürdüyor, midem kasılıyor. Bir an için elimi sertçe çekmek ve kaçıp gitmek istiyorum. Ancak bu onunla son zamanım olabilir. “Sıcacık,” diyor. “Ve güçlü. Kuvvetli. Görmüş geçirmiş ellerin var Yoongi. Bence geçmişinde ellerini sıkça kullandığın bir hayat yaşıyordun.” Başını hafifçe çevirip dudağını avucuma yaslıyor ve nazik, hayaletimsi bir öpücük konduruyor. Ardından elimi yavaşça bırakıyor, bana el sallıyor ve kararlı bir bakışla önüne kendine bir şey mırıldanıyor ve kapıyı- kapınızı çalıyor. 14. Kim Seokjin’i tekrar görmeyi umuyorum, Efendim. 15. Bir de, Umarım kör değilsinizdir. Bilgisayarınızın çıkarttığı seslerden rahatsız oluyorsanız, durum bu işe bir el atmanızın zamanı gelmiş demektir. Günlük kullanımda sesin yükselmesine sebep olan temel etken tozdur. Fanları ve kasanın içini dolduran toz, bilgisayarınızın soğumasına engel olur ve fanlar daha yüksek hızda çalışır. Ayrıca tozla dolmuş fanların sesi de daha yüksektir. Yapılacak ilk iş elinize elektrik süpürgesini almak ve bu tozlardan kurtularak kasanın içini ve fanları temizlemek olacaktır. Bilgisayarınızı güç kaynağından kapatın ve elektrik süpürgesi uzakta olsun. Elektrik süpürgesinin manyetik hasar vermesini istemeyiz. Tozları çekerken fiziksel hasar vermemek için dikkatli olmalısınız. Ayrıca işiniz bitince parçaların ve kabloların sağlam oturduğuna emin olun. Bu temizliğin rutin olarak yapılması gereklidir. Ancak temizlik de sesi yeterince düşürmüyorsa, o zaman farklı çözümlere bakmak gerekiyor. Öten fanların çaresi12 santimetrelik fanlar daha az ses çıkartırEn rahatsız edici seslerden bir tanesi fan ötme sesidir. Özellikle küçük ve hızlı dönen fanların çıkarttığı sesler huzur bozucudur. Bilgisayar kasasında 12 santimetrelik fan takabileceğiniz yuvalar varsa, küçük fanlar yerine bu tür büyük fanları yeğleyin. Büyük fanlar yavaş döner ve çok daha az ses çıkartır, ama iri palleriyle kasanın içerisine bol hava çeker ve tahliye eder. Çoğu kasada hava ön taraftan içeri çekilir, parçaların üzerinden geçerken ısınır ve kasanın arkasından tahliye edilir. Kasanın önünde hava almasını engelleyen bir şey olmamalıdır. Kasanın arkasında ise tahliye edilen havanın dağılması için açık bir alan olmalıdır. Bilgisayarınızın ısınmasını önlemek için kalorifer peteklerinden uzakta konumlandırmalısınız, serinlik, fanların hızlanmaması yani sessizlik için de gereklidir. Basit önlemler ile daha iyi soğutma, daha az sesKabloların hava akışına engel olmaması gerekirBüyük fanlar ile kasa içerisine bol hava çekmenin ötesinde, kasa içerisinde iyi bir hava akışı olması önemlidir. Bunun için kasa içerisinde dağınık duran kabloları demetler halinde bir araya getirmelisiniz. Kabloları birleştirmek için ambalajları kapatmakta kullanılan küçük plastik kaplı telleri kullanabilirsiniz. Kabloları kasa içerisinde kenarlara sabitleyerek yer açmak oldukça önemlidir. Güç kaynağının kabloları çıkartılabiliyorsa bunlardan kullanmadıklarınızı sökerek kasada hava akışı için yer açmalısınız. Bu sayede sadece daha iyi soğutma sağlamakla kalmaz, pasif soğutma sistemlerini de kullanabilirsiniz. Pasif soğutma, üzerinde fan olmayan ama ısıyı iyi ileten metal, tercihen bakır petekler olan bir soğutma türüdür. Pasif soğutma ve fan değişiklikleriElbette pasif soğutmanın çalışması iyi hava akımına bağlıdır. Bu tür soğutmalar üst düzey performans beklenen oyun bilgisayarlarında tercih edilmez. Bunun yerine standart işlemci ve ekran kartı fanlarını, piyasada satılan özel fanlar ile değiştirmeniz daha iyi bir çözüm olacaktır. Standart Intel ve AMD işlemci fanları oldukça gürültülüdür. Sessiz ve güçlü fanlar, yaptığınız yatırıma sessiz ve huzurlu bir bilgisayar ortamı olarak geri ödeme yapar. Kaliteli bir kasa ve güç kaynağı da akıllıca bir yatırımdır. Güç kaynağının fanı sonradan değiştirilemeyeceği için en başından sessiz bir PSU almak en iyisidir. İyi bir kasada hava akımı düşünülmüştür ve sadece sessiz olmakla kalmaz, parçaları rahat takmanıza da imkan tanır. Aslında bu makalede sessizlik ile ilgili verdiğimiz tavsiyelerin çoğu aynı zamanda iyi soğutma için de faydalıdır. Bir şeyler titriyor mu?Sabit disk sesini azaltmanın bir yolu bu kutular, diğeri ise SSDOlan kasanızı kullanmaya devam edecekseniz daha sessiz hale getirmek için kasayı basitçe modifiye edebilirsiniz. Bilgisayar kasasından gelen seslerin çoğu, kasadaki hareketli parçalar olan fanlar, sabit diskler ve CD-DVD, Blu-Ray sürücülerdir. Optik sürücü satın alırken sessiz çalışan modeller tercih edebilirsiniz ama bu alanda üreticiler her zaman detaylı bilgi sunmamaktadır. Sabit diskler söz konusu olduğunda diskleri yalıtarak sesini kesen kutular satılmaktadır. Ancak bunların bazıları soğutma açısında iyi değildir. İyi ürünler hem ısı ileterek sabit diskleri soğutur ve ömrünü uzatır, hem sesi yalıtır ve titreşimlerin iletilmesini önler. Pahalı ama tamamen sessiz seçenek ise SSD'lerdir. Titreşimleri önlemek fanlarda çok önemlidir. Fanların direk kasaya monte edilmesi kendisini dızıltı olarak gösterir. Fanları vidalamadan önce araya plastik-kauçuk türevi pullar Conta da denebilir yerleştirin. Kasa içi yalıtım yapmakTamamen yalıtamazsınız ama ses emicilerle azaltabilirsinizKasadan gelen sesleri engellemek için daha önce vurguladığımız gibi kasanın yerleşimine ve içindeki parçaların iyi sabitlenmesine dikkat etmek gerekir. Bunlar yetmezse kasanın içerisindeki yüzeyleri ses yalıtım materyali ile kaplayabilirsiniz. Bu yalıtım malzemeleri mucizevi bir çözüm sunmazlar. Çünkü kasaya hava giriş ve çıkışı olmak zorundadır. Bu da sesin dışarıya çıkması demektir. Bu tür yalıtım malzemeleri dikkatle kullanılır, kasa içerisinde fanları engellemeyecek şekilde tamamen kaplanırsa, sesi emerek azaltır. Sessizlik sizin için önemliyse uğraştığınıza değer, yine de vurgulamak gerekiyor Sesi azaltır, tamamen kesemez. Bazı kullanıcılar beklentileri çok yüksek olduğu için yalıtım denemeleri sonucu hayal kırıklığına uğrar; gerçekçi olmakta fayda vardır. İşlemci ve ekran kartı gürültüsünü kesmekStandart fanlar gürültücüdür, bu sorunu büyük, sessiz fanla çözerBilgisayarda en çok ses çıkartan parçalardan birisi ekran kartıdır; çünkü fanı genellikle küçüktür Sadece 4 ve 6 santimetrelik fanlar, hava çekebilmek için hızlı döner, sonuçta gürültü kaçınılmazdır. Bu ses, pek çok sesten daha dikkat çekici, daha rahatsız edicidir. İşlemci fanını standart yerine kaliteli bir fanla değiştirmek sesi yarı yarıya keser; ekran kartı fanını değiştirmek ise sesi standart fanın 9'da birine düşürür. Yani ekran kartı fanına yatırım yapmak, işlemci fanına yatırım yapmaktan çok daha karlıdır. Özellikle oyuncular için, oyun oynarken yükselen o sinir bozucu fan sesini ortan kaldırmakta başarılıdır. Bu tür ekran kartı soğutucularını takmak zahmetlidir, ekran kartı eskisine göre çok daha fazla yer kaplar. 2 ya da 3 slot kaplayabilir, işte bu da en büyük eksisidir. Geniş bir alan yoksa yapamazsınız, hatta önceden ince ölçüp biçmeden işe kalkışırsanız aldığınız fanı kullanamayabilirsiniz. Hiç masraf yapmadan ses nasıl azaltılır?Kasanızdaki fanların dönüş hızlarının minimum değerlerini BIOS üzerinden ayarlamanız da çoğu zaman mümkündür. Çoğu zaman diyoruz; çünkü bu imkan belirli anakartlarda vardır ve kontrol belirli parametreler dahilinde otomatiktir. İşte bu yüzden kontrolü tamamen ele almak isteyebilirsiniz. inçlik yuvalara takılan fan kontrol ünitelerinden satın alarak bilgisayarınıza takabilirsiniz. Ancak dikkat edin, fanları kısar, bilgisayarınızı yoğun yük altında çalıştırırsanız bozabilirsiniz. Fan ayarlarıyla oynamak dikkat gerektirir. Bu işi yazılımsal olarak yapmanızı sağlayan kullanışlı bir araç var SpeedFan. Bu uygulama sisteminizdeki farklı parçaların sıcaklığını gösterir ve fanların hızını kontrol imkanı sunar, çok kullanışlıdır. Bütün bu adımları uygulayarak bilgisayarınızı daha sessiz ve dikkatli olursanız serin tutabilirsiniz. Su soğutma gibi işlemediğimiz seçenekler ise daha tecrübeli kullanıcılar için, bir başka makalenin konusu olacaktır. Sonuçta işin derecesi ise kişisel bütçe ve ihtiyaçlarınıza kalıyor. İşte faydalı yazılımlarSpeedFan ile kontrol ederken dikkatli olunBilgisayarınızı daha sessiz hale getirirken işlemci çekirdek sıcaklığının 70 dereceyi geçmemesine özen gösterin. Ekran kartınızın fanını kontrol etmek için kartın kendi yazılımından yararlanabilirsiniz. AMD'nin Catalyst sürücülerinde fan kontrolü yer almaktadır. Hem sıcaklığı görürsünüz, hem de sesi azaltabilirsiniz. RivaTuner da yararlı bir ekran kartı ısısı takip aracıdır. Hem Nvidia, hem ATI kartlarla çalışır. Bu uygulamada kayıt başlatıp ekran kartını zorlayan bir oyun açıp oynayın, sonra çıkıp sıcaklığı kontrol edin ve fan ayarlarını uygun şekilde yapın. Bütün bu adımları uygulayarak bilgisayarınızı daha sessiz ve dikkatli olursanız serin tutabilirsiniz. Su soğutma gibi işlemediğimiz seçenekler ise daha tecrübeli kullanıcılar için, bir başka makalenin konusu olacaktır. Sonuçta işin derecesi ise kişisel bütçe ve ihtiyaçlarınıza kalıyor.

şşş sesi ve beyaz gürültü indir