🐼 Dink Cinayeti Ve Istihbarat Yalanları Pdf
Kitap Adı: Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları Yazar: Nedim Şener Yayıncı: PDF formatında kitaplar için PDF Kitap indir sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
170 Yorum “5-7 Mart 2003 1nci Ordu Plan Semineri Ses Kaydı”. fmerakli Says: 08 Nisan 2011 06:07. “irtica tehdidinin ulkenin gundeminden tamamen cikartilmasi icin Kurtulus Savasi’ndan sonra oldugu gibi gerekli tedbirler alinmali ve irtica sempatizanlari da asimile edilmelidir”. “Turk ordusunun icerisindeki herkes, ic tehdidin
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Dink cinayeti davasının tutuklu sanıklarından dönemin İstanbul Jandarma Komutanlığı istihbarat görevlisi Muharrem Demirkale ve gazeteci Ercan Gün'ün tahliye edilmesine itiraz etti. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink 'in öldürülmesine ilişkin 85 sanığın yargılandığı
“Fetullah Gülen cemaatini suçlama, kriminalize etme durumunda olmadım hiç. Ama Dink cinayeti bana bunun böyle olduğunu gösterdi. ‘Hrant Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ kitabımı yazdıktan sonra Muhittin Zenit, Faruk Sarı, Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek benim hakkımda suç duyurusunda bulundular.
NedimŞener, istihbaratçı polislerin başvurusu üzerine "Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları" isimli kitap nedeniyle, 28 yıl hapis cezasıyla yargılandı. Söz konusu ceza, son olarak çocuk mahkemesine sevk edilen, öldürülen gazeteci Hrant Dink’in katili Ogün Samast için şimdiye kadar istenen cezalardan daha fazla.
GazeteciNedim Şener'in, "Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları" adlı kitabında İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, cinayetin işlendiği sırada Trabzon'da görevli bulunan İstihbaratçı Muhittin Zenit'in de aralarında bulunduğu bazı istihbaratçıları terör örgütlerine hedef gösterdiği ve gizli belgeleri yayınladığı iddiasıyla yargılanmasına başlandı.
Konusu Cinayeti faili belli, azmettiricileri meçhul bir cinayet olarak karşımızda duruyor. Cinayetin işlendiği günün ertesinde katil, arka sokaktaki bir dükkânın kamera kayıtlarına yansıyan görüntüsünden tespit edildi. 18 yaşından küçüktü ve “milliyetçi” duygularının etkisiyle cinayeti işlemişti.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayeti davasında, cinayeti önceden bildiğine dair delillerin bulunması ve tutuklulukta geçirdiği sürenin azlığı nedeniyle hakkında tutuklanmasına yönelik yakalama emri çıkartılan eski Trabzon jandarma istihbarat görevlisi Veysal Şahin, Adana'da gözaltına alındı.
7 Ocak 2021 Perşembe 13:06. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayeti davasında, cinayeti önceden bildiğine dair delillerin bulunması ve tutuklulukta geçirdiği sürenin azlığı nedeniyle hakkında tutuklanmasına yönelik yakalama emri çıkartılan eski Trabzon jandarma istihbarat görevlisi Veysal Şahin, Adana'da
r7Se. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, siyasetçi, bürokrat, asker, polis, medya ve iş dünyasından 432 kişilik VIP listeyi 2007 - 2009 arasında usulsüz olarak dinleyen Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı'ndaki 138 polis hakkındaki iddianameyi mahkemeye gönderdi. Dink soruşturması kapsamında tutuklu bulunan eski İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek'in 1 numarada yer aldığı iddianamede, "Kamu görevlerinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle, müşteki ve mağdurlarının mesleki faaliyetlerini ve özel hayatlarını takip ederek varsa açıklarını tespit etmeyi ve elde ettikleri bilgileri örgüt çıkarları için kullanmayı amaçladıkları tespit edilmiştir" denildi. FETÖ/PDY'YE YÖNELİK "HİMMET" OPERASYONU "HİZMET ZARAR GÖRMESİN" İddianamede tanık Çetin Acar'ın Hrant Dink cinayeti ifadesine yer verildi. Acar, ifadesinde 2010 - 2011 arasında tanıdığı İsmail Türkmenli'nin ziyaretine gittiğini, Türkmenli'nin de kendisine Dink cinayeti ile ilgili dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güner'in yanına gittiğini aktardığını söyledi. Acar, Güner'in bu ziyarette, "Ben buraya cemaat adına geldim. Ramazan Akyürek Dönemin İstihbarat Daire Başkanı ile görüştüm. Sizden ricam bu cinayet olayı ile ilgili olarak vereceğiniz ifadeler aynı olsun, ifadeler arasında bir çelişki olmasın, 'abiler' bu yönde telkinlerde bulundu, ne sen, ne Ramazan abi, ne de hizmetimiz zarar görmesin" ifadelerini kullandığını söyledi. Güner, Dink cinayeti soruşturması kapsamında tutuklanmıştı. İddianame, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Savcısı Tekin Küçük tarafından hazırlanarak 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İddianamede; Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, yardımcıları Recep Güven, Ayhan Falakalı ve Coşkun Çakar'ın yanı sıra eski İl Emniyet Müdür yardımcıları Muharrem Durmaz, Sami Uslu ve eski İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Hami Güney'in FETÖ/PDY'nin yöneticileri oldukları öne sürüldü. ÖDÜL GÜLEN'LE GÖRÜŞMEK İddianamede tanık Kemalettin Özdemir'in "Ramazan Akyürek, Coşkun Çakar ve Recep Güven'in örgütün talimatlarını yerine getirdikleri zaman Gülen'i ABD'de ziyaret etmekle ödüllendiriliyordu. Bu görşümeleri de emniyet imamı Kozanlı Ömer lakaplı Osman Hilmi Özdil'in organize ediyordu" şeklindeki ifadesi de yer aldı. MİT TIR'LARI İHANETİ DE VAR Örgütün kurguladığı deliller ve kumpas niteliğindeki soruşturma ve yargılamalarla başta Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı olmak üzere tüm devlet kurumlarında kendisine muhalif gördüğü çok sayıda üst düzey kamu görevlisini tasfiye ettiği ve kendi kadrolaşmasını tamamladığı belirtildi. İddianamede şöyle denildi "Örgütün 17 ve 25 Aralık 2013 tarihlerine geldiğinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırma ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edecek nitelikte hukuk dışı eylemlerde bulunduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni terörü destekleyen bir devlet olarak göstermek amacıyla Suriye'de bulunan Bayırbucak Türkmenlerine yardım götüren MİT TIR'larını silah zoruyla durdurduğu belirlenmiştir."
1310 Son Güncelleme 1420 Haber Kaynağı DHA Hrant Dink cinayetine ilişkin 2'si tutuklu 35 sanıklı davanın 15. duruşması, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor. Duruşmaya, davanın tutuksuz sanıklarından İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç de ilk kez katıldı. Koruma polisleriyle geldi Dink cinayetinin sanıklarından İstihbarat Daire Başkanı Dinç'in koruma polisleriyle duruşmanın görüleceği adliyeye geldiği görüldü. Hrant Dink davasında 4 sanık hakkında yakalama kararı Davanın tutuklu sanıkları eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek de duruşmaya getirildi. Erhan Tuncel'i bir çok kez arayan sanık polis Hatırlamıyorum Davanın tutuksuz sanıkları arasında bulunan Dink'in öldürüldüğü dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ile eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve Erhan Tuncel'in de aralarında bulunduğu 10 tutuksuz sanık da duruşmada. Dink cinayeti şüphelisi eski jandarmadan FETÖ itirafı Sanıklar Ogün Samast ve Yasin Hayal ise, hükümlü bulundukları cezaevinden, sesli ve görüntülü bilişim sistemi ile duruşmaya katıldı. Dinç savunma yaptı Duruşmada tutuksuz sanık İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç kimlik tespitini ardından hakkındaki suçlamalara ilişkin savunmasına başladı. İddianamede hakkında, "ihmali davranışla kasten adam öldürme" ve "görevi kötüye kullanmak" suçlarından 20 yıldan 26 yıla kadar hapis cezası talep edilen Dinç, aylık gelirinin 6 bin lira olduğunu söyledi. Duruşmada, Dinç'e, davayla ilgili hakkındaki suçlamalar anlatıldı. Bu işlemlerin ardından savunmasını yapan Engin Dinç, daha önceki verdiği ifadeyi kabul ederek, bazı eklemeler yapacağını söyledi. Dinç, Dink cinayetinin kendisini de üzdüğünü belirterek, cinayet öncesi ve sonrası nerelerde görev yaptığını anlattı. Dinç, 15 Temmuz 2004'te Trabzon'da göreve başladığını, cinayetten 7 ay öncesine kadar bu görevde kaldığını, cinayet işlendiği sırada ise Afyonkarahisar'da çalıştığını vurguladı. 'Yasin Hayal'i takip edin' demek için aramış Cinayeti duyduğu anda sanık Ahmet İlhan Güler'i aradığını, telefonu açmayınca sanık Ali Fuat Yılmazer'i aradığını, ona da ulaşamadığını, daha sonra bir şube müdürü yardımcısını aradığını anlatan Dinç, ''Aramamdaki sebep; 'Yasin Hayal vardı. Onu takip edin.' demekti. Bana 'Bunu başka kim biliyor?' dediler. Ben de Muhittin Zenit'in bildiğini söyledim. Biz Yasin Hayal'in bu işi yapabileceğini söylüyoruz ama savcı bizi gizlemekle suçluyor" diye konuştu. Ogün Samast'ın o fotoğrafının öncesi ve sonrası 'Aramadığımı söylüyor ama Ahmet İlhan Güler'i 4 kez aradım' Sanık Dinç, 2004'teki Mc Donalds eylemini gerçekleştiren grubu takibe aldıklarını ve ilgili arkadaşların sanık Erhan Tuncel'i bulduklarını ifade ederek, Tuncel ile ilgili yapılan işlemleri anlattı. Trabzon'da görevliyken kaleme aldığı yazıda ''Yasin Hayal isimli şahsın Dink'e karşı ses getirecek bir eylem yapacağını ve bu şahsın İstanbul'a gittiğini'' belirttiklerini anlatan Dinç, Dink'in öldürülmesi konusu daha düşünme aşamasındayken gerekli birimleri bilgilendirdiğini söyledi. Engin Dinç, "Biz bu yazı ile yetinmedik dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü sanık Ahmet İlhan Güler'i 4 kez aradım aynı gün. Gerçi Ahmet İlhan Güler'in ifadesi sırasında kendisini aramadığımı söylüyor ama" dedi. 'Bizim burada bir grup var bu adamı hedef seçti' dedim' "Yasin Hayal'in İstanbul'da ses getirecek eylem yapacağı" bilgisinin yazılı olduğu raporu okuyan Engin Dinç, "Yazılan yazıdan bir polis, bir istihbaratçı ne anlar? 6 kişinin yaralanması eyleminden bahsediyoruz. Kasten öldürmekle suçlanıyorum. Ahmet İlhan Güler'i 4 kez aradım aynı gün. Kendisi aramadığımı söylüyor ama... Ahmet İlhan Güler'e, "Dink'in hedef olarak seçildi, bu şahsı korumak lazım. Bizim burada bir grup var bu adamı hedef seçti' dedim. 'Bunu korumanız gerekir' dedim" dedi. 'TİB'in dokümanında çıktı' Dinç, Dink cinayetine ilişkin kamu görevlilerine yönelik başlatılan soruşturmada savcılığın, cinayeti aydınlatmak için 2015 yılında kendilerini yetkili kıldığını belirterek, ''Burada yaptıkları çalışmada benim, Ahmet İlhan Güler'i arama kaydım çıkmadı. Savcımıza biz bunu ilettik ama ben aradığımı söyledim. Sonra TİB'in yazdığı dokümanda aradığım çıktı. Bunu da savcılığa ilettik" dedi. Ogün Samast'ın Samsun Terörle Mücadele'deki anları "Yasin Hayal'in il dışına çıkması halinde yardımcı istihbarat elemanına bunun peşinden ayrılmayacaksın şeklinde talimatımız vardı" diyen Dinç, "Biz düşünce aşamasında bilgiyi aldık ve bildirdik" diye konuştu. Başka bir ildeki polisi niye aradı? Yapılacağı belirtilen bir eylemle ilgili bir ilde polisin, başka ildeki bir polisi aramasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun iddia edildiğini ancak kendisine göre tam aksine böyle bir konuda aramamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirten Dinç, "Ben normal vatandaş değilim ki dönüp arkamı gideyim. Birisine eylem yapılacak ise bu nedenle arıyorum. İstanbul İstihbaratı" diye konuştu. 'Evrak dosyada' iddiası Yine iddianamede cumhuriyet savcısının, bir evrakı gizlediğini iddia ettiğini anlatan Dinç, ancak söz konusu evrakın 2007'de mahkemeye verildiğini, bu evrakı araştırdıklarında dosyanın içerisinde var olduğunu, bu nedenle var olan bir evrakı gizlemesinin mümkün olmadığını öne sürdü. Dinç, "Biz bu davayı aydınlatma konusunda gönüllüyüz. 10 kişilik ekip oluşturduk. Bütün evrak ve dosyaları incelediler. 2007 de mahkemeye verilen ve bizim gizlediğimiz denilen raporu bulduk. Bu evrakı tekrar savcılığa verdik. Var olan evrakı saklamamız mümkün mü?" diyerek söz konusu evrakı tekrar mahkemeye sundu. 'Yasin Hayal'e neden operasyon yapılmadı?' Engin Dinç, Yasin Hayal'in takip edilmediği iddialarını kabul etmeyerek, Hayal'i cezaevinden çıktıktan sonra takibe aldıklarını, konuyla ilgili toplamda 46 yazışma yapıldığını belirterek, "Bu konuya verdiğimiz önemi gösterir. 'Niye operasyon yapmadınız?' diyorlar. Cinayetten 7 ay önce görevimden ayrıldım. Bu sırada düşünce ve niyet aşamasındaydı. Eylem aşamasına geçtiği andan itibaren olayı adli makamlara ve şubelere iletiriz" ifadelerini kullandı. Ogün Samast'la poz veren polisler meslekten ihraç edildi 'Paralel veya derin yapı' iddiası Sanık Dinç ifadesinde şunları söyledi "Ben tayin olmadan önce Yasin Hayal silah filan almamıştı. Olay daha niyet aşamasındaydı. Eğer biz Trabzon'da kalsaydık hakikaten o dönemde kaderin de önüne geçilmez ama bu aşamaya getirmeden operasyonu yapardık diye düşünüyorum. Bu bizden sonraki arkadaşların cevap vermesi gereken husustur. Bu paralel yapının biz çok darbesini yedik. Trabzon istihbaratta görevliyken pasif bir göreve alındım. Bunun, 'Paralel veya derin bir yapı' tarafından yapıldığını düşünüyorum. Dink cinayeti öncesi elimden gelen her şeyi yaptığımı düşünüyorum. Davayla ilgili aslında huzurunuzda sanık olmamam gerekirdi. Ben 30 Haziran 2006 tarihinde Trabzon İstihbarat Şubesi'nden irtibatımı kestim. Reşat Altay'a başka ile tayin isteyeceğimi söyledim. Afyon'a gittim, 7 ay sonra da bu cinayet işlendi. Cinayeti haber kanallarından öğrendim. İstihbaratçı olarak bunu kim işlemiş olabilir diyerek Ahmet İlhan Güler'i aradım. Güler'e ulaşamadım. Ali Fuat Yılmazer'i aradım telefonu meşguldü. Telefonu açan başka bir şube müdür yardımcısına cinayette 'Yasin Hayal grubu vardı bunu takip edin' dedim. Bu konuyu Muhittin Zenit bilir' dedim. Biz samimiyetle görevimizi yaptık. Savcının 'bilgi gizlendi' şeklinde haksız ithamı ile suçlanıyorum." İfade işleminin ardından duruşmaya kısa bir ara verildi. Hrant'ın Arkadaşları'ndan açıklama Öte yandan duruşma öncesinde Hrant'ın Arkadaşları inisiyatifi adliye önünde toplandı ve basın açıklaması yapıldı. Aralarında HDP Milletvekili Garo Paylan, gazeteciler Hayko Bağdat, Yetvart Danzikyan, Banu Güven'in de bulunduğu grup, "Hrant için adalet için" yazılı pankart açarak, "Biz bitti demeden bu dava bitmez" sloganları attı. Hrant'ın Arkadaşları adına basın açıklamasını okuyan Banu Güven, cinayetin üzerinden neredeyse 10 yıl geçtiğini ve bu davanın peşini bırakmayacaklarını belirterek, "Çünkü biliyoruz ki bu cinayetin karanlığını aydınlığa çıkardığımızda daha iyi bir ülkede yaşar hale geleceğiz. Bu toprakların yarını için katillerin peşini bırakmıyoruz" dedi. Ankara'da geçen yıl barış için sokaklara dökülen binlerce kişiye yönelik düzenlenen bombalı saldırının yıl dönümü olduğunu dile getiren Güven, "Hrant Dink ile aynı yolu yürüyen ve tıpkı onun gibi hayatını kaybedenlerin anısının önünde saygıyla eğiliyoruz" diye konuştu. Kamu görevlilerine ilişkin dava iddianamesinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan 168 sayfalık iddianamede, Ramazan Akyürek ile Coşgun Çakar'ın "tasarlayarak kasten öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı örgüt kurmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma" suçlarından da 23'er yıldan 44'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Sanıklardan Ali Fuat Yılmazer'in "tasarlayarak kasten öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı örgüt kurma, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma" suçlarından 19 yıldan 32 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü olan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç ve eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'in "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi ve görevi kötüye kullanma" suçlarından 15 yıl 6'şar aydan 22'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un "görevi kötüye kullanma" suçundan 6 aydan 2'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ve eski Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Hasan Durmuşoğlu'nun "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi, görevi kötüye kullanma ve resmi belgeyi yok etme" suçlarından 18 yıl 6'şar aydan 29 yıl 6'şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Hrant Dink davasını karara bağlayan hakim yakalandı 9 şüpheliye "kasten öldürme", 17 şüpheliye "örgüte üyelik" suçundan ceza istemi Cinayetin işlendiği dönemde İstihbarat Daire Başkanlığında görevli komiser Yılmaz Angın, İstihbarat Daire Başkanlığı C Büro Şube Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Tamer Bülent Demirel ve Osman Gülbel, Trabzon'da polis memurluğu yapan Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya, komiser yardımcısı Özkan Mumcu, Trabzon İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı görevini yürüten Ercan Demir ve Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü yapan Faruk Sarı hakkında "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen iddianamede, bu sanıklar hakkında ayrıca ''silahlı örgüte üye olmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma'' suçlarından çeşitli hapis cezaları isteniyor. İddianamede, dönemin İstihbarat Daire Başkanlığında görevli şube müdürü Yunus Yazar, eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdür Yardımcısı Ali Poyraz, o dönem komiser olan Hamdi Egbatan, Mehmet Akif Yılmaz, Serkan Şahan, Ömer Faruk Kartın, polis memuru Mehmet Uçar ve dönemin mülkiye müfettişi Şükrü Yıldız'ın ise "silahlı örgüte üye olmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma" suçlarından çeşitli hapis cezalarına çarptırılmaları talep ediliyor. Soruşturma kapsamında başka suçtan tutuklu Ali Fuat Yılmazer ile diğer şüpheliler Ramazan Akyürek, Muhittin Zenit, Özkan Mumcu ve Ercan Demir'in tutuklanmasına hükmedilmiş, bu şüphelilerden Zenit ve Mumcu, davaların birleştirilmesi sonrası ilk duruşmada tahliye edilmişti. Hrant Dink duruşmasına Hanefi Avcı'nın mektubu damgasını vurdu Süreç Dönemin özel yetkili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 sanığın yargılandığı davada 17 Ocak 2012'de verdiği kararla tutuklu sanık Yasin Hayal'in, "Hrant Dink'i tasarlayarak öldürmeye azmettirmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, yazar Orhan Pamuk'u tehdit etmekten 3 ay ve "ruhsatsız silah bulundurmak" suçundan da 1 yıl hapisle cezalandırılmasını, "silahlı terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan ise beraatını kararlaştırmıştı. Tutuklu sanıklardan Erhan Tuncel'in de toplam 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmasına hükmederek tahliyesine karar veren heyet, sanıklardan Ersin Yolcu'yu 12 yıl 6 ay, Ahmet İskender'i 13 yıl 4 ay ve Salih Hacısalihoğlu'nu 2 ay 15 gün hapisle cezalandırmış, bütün sanıkların "silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan beraatına hükmetmişti. Bozma kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi, örgüt yönünden verilen beraat kararını bozmuş, sanıkların "silahlı terör örgütü" değil, "suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüt" üyesi oldukları gerekçesiyle yargılanmalarına hükmetmişti. "Kasten öldürmeye azmettirme'' ve "Orhan Pamuk'u tehdit" suçlarından sanık Yasin Hayal'e verilen mahkumiyet kararını ise onayan daire, Yasin Hayal hakkında ''silahlı terör örgütü kurma, yöneticisi olma'' suçundan verilen beraat kararını ise ''suç örgütü kurma ve yönetme'' suçundan mahkumiyet gerektiği için bozmuştu. Sanıklardan Erhan Tuncel'in ''patlayıcı madde imal etme'' suçundan mahkumiyet kararını onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ''kasten öldürmeye azmettirme'' suçundan beraat hükmünü ise sanığın Dink'in öldürülmesi suçuna yardım suretiyle iştirak etmesi sebebiyle mahkumiyeti gerektiği için bozmuştu. ''Silahlı terör örgütü yöneticisi olma'' suçundan beraat kararı da ''suç örgütü üyesi olma'' suçundan mahkumiyeti gerektiği gerekçesiyle bozulan Tuncel hakkında, Trabzon'da 24 Ekim 2004'te McDonalds'ın bombalanması olayında, ''genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, mala zarar verme ve 6 ayrı kasten yaralama'' suçlarından verilen mahkumiyet kararı da bozulmuş, bu eyleminin ''6 ayrı kasten öldürmeye teşebbüs'' suçunu oluşturacağına karar verilmişti. Dink ailesi Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu Yargıtay'ın kararının ardından davanın yeniden görülmesine İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanmış, bu mahkemede 6 duruşma yapıldıktan sonra dosya, Terörle Mücadele Kanunu'nun TMK 10. maddesiyle görevli ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, kamu görevlilerine ilişkin iddianameyi kabul ettikten sonra dava dosyasını, Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel'in de aralarında bulunduğu, haklarındaki hükümler Yargıtayca bozulan 8 sanıklı ana davayla birleştirilmesi için İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti. Bu mahkemenin heyeti, "Birleştirme kararında muvafakat talep edilmediği, mahkemenin terör suçlarına bakmakla görevli olmadığı, ana davada yargılamanın ileri aşamaya geldiği ve bu davada yargılananlarla yeni davada yargılanacak kamu görevlileri arasında ortak sanık bulunmadığı" gerekçeleriyle dosyayı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne iade etmişti. Mahkemeler arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için dosyaların gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesi, iki davanın birleştirilmesini ve birleşen davanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesini karara bağlamıştı.
“Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” isimli kitabı nedeniyle hakkında 6 ayrı suçlamayla toplam 28 yıla kadar hapis cezası istenen Milliyet muhabiri Nedim Şener, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün hâkim karşısına çıktı. “Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek”, “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “Devlet kurumlarına hakaret” suçlamalarına karşı ilk savunmasını yapan Şener, kitabı devlet kurumlarının raporlarına dayanarak yazdığını belirterek, suçlamaları reddetti. Duruşmayı Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin’in yanı sıra çok sayıda basın mensubu da izledi.Görüşmeler yayımlandı’Şener, “haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek” suçuna delil gösterilen telefon konuşmalarının, kitabın yazılmasından aylar önce televizyon ve gazetelerde yayımlandığını söyledi. Konuşmaların Dink’in öldürülmesinden sonra cinayetin sanıklarından Erhan Tuncel ile o dönem Trabzon’da polis memuru olarak görev yapan Muhittin Zenit arasında geçtiğini ifade eden Şener, şunları söyledi“Bu konuşmalar, internette Google’dan arandığında önümüze çıkmaktadır, sesli olarak dinlenilebiliyor. Bu nedenle ihlalden söz etmek mümkün değildir.” Şener, bu telefon görüşmelerine dair haberlerin çıktılarını da mahkemeye hakkında “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek” iddiasıyla suç duyurusunda bulunan Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve polis memuru Muhittin Zenit hakkında açılmış herhangi bir dava olmadığı için böyle bir suçun işlenmesinin mümkün olmadığını belirten Şener, “Kaldı ki açılmış bir dava varsa, benim gazeteci olarak görevim o soruşturmaya ya da davaya gerçeğin ortaya çıkması için katkı sağlamaktır” dedi. Kitabında devlet kurumlarına ya da devlet görevlilerine hakaret bulunmadığını da belirten Şener, “Bu kitap devletin kurumlarının güvenilirliklerini sağlamaya yardımcı olacaktır. Çünkü burada amacım devlet memurlarına hakaret değil, bugün olduğu gibi yarın da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vicdanlarında kapanmamış olan Hrant Dink cinayetiyle ilgili gerçekleri ortaya koymaktır” diye yazarken Başbakanlık Teftiş Kurulu ve mülkiye müfettişlerinin raporlarından yararlandığını kaydeden Şener şöyle devam etti “Benim hakkımda şikâyetçi olan Ramazan Akyürek ile İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer hakkında Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun 10 Ekim 2008 tarihli, görevi ihmal ettiklerine dair bir rapor bulunmaktadır. Rapora dayanıyorBu rapor Başbakan Erdoğan tarafından da imzalanarak İçişleri Bakanı’na gönderilmiştir. İçişleri Bakanı da bu konuyla ilgili iki mülkiye müfettişi görevlendirmiştir. Şikâyetçilerin hakaret iddiası, onların görevlerini ihmal ettiklerine dair rapora dayanmaktadır” dedi. Şener, hakkındaki suçlamaları reddederek beraatini Savcısı Alper Tunga Akgülen ise Şener’e isnat edilen Adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve haberleşmenin gizliliğini ihmal suçlarının Basın Yasası’nın 19. maddesinde de yer aldığını belirtti.“Özel Ceza Yasası” konumundaki Basın Yasası’nın bu suçlara para cezası öngördüğünü belirten Akgülen, söz konusu yasanın iddia edilen suçun işlendiği dönemde ve halen yürürlükte olup olmadığını incelemek için mahkemeden süre istedi. Eğer Şener, Basın Yasası’na göre yargılanırsa hapis cezası almayacak. Şener ya beraat edecek ya da suçlu bulunursa para cezasına mahkûm Devletin kusurlarını sergilemek gazetecilerin göreviDuruşmayı izleyen?Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, şu görüşleri dile getirdi “Nedim Şener’le burada dayanışma içinde olmak Türkiye’de basın özgürlüğüne sahip çıkmanın bir gereğidir. Hrant Dink cinayeti yakın tarihte Türkiye için bir yüz karası olaydır. Pek çok nedenle. Ama bunun bir nedeni, bu cinayetin devletin güvenlik birimlerinin -hem jandarma hem de emniyetin- devletin bilgisi dahilinde, bütün kurumların bu istihbaratı almış olmasına rağmen işlenmiş bu çalışmasında devlet görevlilerinin bu alandaki kusurlarını, ihmallerini yine devletin belgelerine dayanarak çarpıcı bir şekilde ortaya koymuştur. Devletin kusurlarını sergilemek, teşhir etmek toplum adına gazetecilerin bir görevidir. Şener’i Türk demokrasisi adına, basın özgürlüğü adına bu gazetecilik görevini layıkıyla, başarıyla yerine getirdiği için kutlamak bütün devlet kurumlarının -ister polis olsun ister ordu ister yargı- ihmallerinin, kusurlarının sergilenmesi demokrasinin gereğidir. Bu, basının görevi içinde, basın özgürlüğünün güvencesi altında olan bir konudur.”
“Hrant Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” adlı kitabında, Emniyet görevlileri Faruk Sarı, Muhittin Zenit, Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’i terör örgütlerine hedef gösterdiği iddia edilen gazeteci Nedim Şener’e, Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülen davada ceza ertelendi. Önceki yargılamada mahkeme, Şener’in kitaba konu belgelerin kitaptan önce gizliliğinin kalktığı, suç unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatına hükmetmişti. Karara tepki gösteren Şener, mahkemenin erteleme kararının iyi niyetli bir durum olmadığını vurgulayarak “Burada bir tehdit seziyorum ben. Mahkeme Hrant Dink konusunda çalışmamam konusunda tehdit mekanizması oluşturuyor” dedi. Cumhuriyet gazetesinden Canan Coşkun’un haberine göre, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, şikâyetçi olan ve aynı zamanda 2007’de katledilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink soruşturması şüphelilerinden emniyet görevlisi Muhittin Zenit, eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, eski Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı ve eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer katılmadı. Duruşmada 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan gazeteci Nedim Şener’in avukatı Nurcan Bayraktar hazır bulundu. Duruşmada söz alan avukat Bayraktar, kitapla ilgili şikâyetçilere yönelik hakaret suçundan yapılan yargılamada İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararının Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından onandığını anımsattı. Bayraktar, “Aynı daire tarafından karar verilmemekle birlikte görüldüğü üzere benzer durumda beraat kararı incelenip onanabilmekte ve kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi aranmayabilmektedir. Bu sebeplerle mahkemece önceki kararda direnilerek müvekkilimizin aklanması yönünden beraatına karar verilmesini talep ediyoruz” dedi. Mahkeme de Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 28 Mart 2014 tarihli bozma ilamını usul ve yasaya uygun bulduğunu belirterek, oybirliği ile uyulmasına karar verdi. Dosya hakkındaki görüşünü açıklayan savcı da sanık Şener’in terör örgütlerine hedef göstermek suçundan ve açıklanması yasaklanan gizli belgeleri açıklama ve temin etme suçundan cezalandırılması talebiyle açılan davada yargılama esnasında yürürlüğe giren 6352 sayılı basın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesi hakkında yasa gereğince yargılamanın ertelenmesini talep etti. Mahkeme de mütalaa doğrultusunda Şener hakkında yürütülen kovuşturmaların ayrı ayrı ertelenmesine karar verdi. Şener, 3 yıl içinde “basın ve yayın yoluyla ya da diğer düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri ile işlenen ve temel şekli itibarıyla adli para cezasını ya da üst sınırı 5 yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suç” işlemesi halinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olduğu takdirde cezası infaz edilecek. Kararı değerlendiren Şener, ilk yargılamada verilen beraat kararının kendi lehine olduğunu belirtti. Şener, yargılamaya konu kitapla ilgili İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bir dava daha olduğunu anımsatarak “Orada yılla yargılanıyordum. Beraat verilmişti ve Yargıtay tarafından onanmıştı. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat vermemesi için önünde bir engel yoktu” dedi. Şener, “Burada bir tehdit seziyorum ben. Mahkeme Hrant Dink konusunda çalışmamam konusunda tehdit mekanizması oluşturuyor. Gözüm üzerinde’ diyor. Bunlara pabuç bırakacak değiliz tabii. Gerçekleri yazmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Belgeler dava dosyasında Önceki yargılamada mahkeme, geçen günlerde HSYK tarafından görevinden uzaklaştırılan 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk savcısı Celal Kara, Şener’in terörle mücadele edenleri hedef gösterdiği gerekçesi ile 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını, gizli belgeleri temin etmek ve açıklamak suçlarından ise beraatını istemişti. Mahkeme de Şener’in dava konusu kitabını yazmadan önce söz konusu isimlerin kamuoyu tarafından bilindiğini belirtmiş, gizli olduğu belirtilen belgelerin de Hrant Dink davasının görüldüğü mahkeme dosyası içine gönderilen belgeler olduğunu kaydetmişti. Kitaptan önce gizliliğin kalktığını vurgulayan heyet, suç unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle Şener’in atılı tüm suçlardan beraatına hükmetmişti.
dink cinayeti ve istihbarat yalanları pdf