🌒 Başkasının Işine Karışmak Ile Ilgili Atasözleri
Rüyadatoprakta yüzük bulmak tabiri Rüyada toprakta yüzük bulmak ardı ardına sıkıntıların baş göstereceğine, heyecan ve hareketlilik geleceğine, rüya sahibinin bir
2 Dil ile ilgili olanlar: Zina iftirası, yalancı şahitlik, sihir, yalan yere yemin etmek. 3- Mide ile ilgili olanlar: Sarhoş edici içkiler içmek, yetim malı ve faiz yemek. 4- Cinsel organlarla ilgili olanlar: Zina, livata. 5- El ile ilgili olanlar: Hırsızlık, adam öldürmek. 6- Ayak ile ilgili olanlar: Savaş sırasında kaçmak.
AAba altından değnek göstermek: Sakin, yumuşak görünmekle birlikte karşısındakini gizliden gizliye korkutmak."Sakın onlara aba altından değnek göstermeye kalkma, yoksa kaçırırsın." Abacı, kebeci, ara yerde sen neci?: "Tamam, ilgililer bu işe karışabilirler, ama sen neci oluyorsun" anlamında kullanılır.
İşile ilgili durumlardan ya da sıkıntılarından hiç bir şey konuşmadılar İkisi de rahatlamak ve deşarj olma ihtiyacı içindeydiler ki, bu yemek onlara çok iyi geldi. Yemekten sonra Mert Ebru’yu evine bıraktı. Pencereden bakan Hasan Bey’e de, hayırlı akşamlar Hasan Babacığım diyerek O da evine geçti.
Aselsan Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Ku-Bant Uydu Muhabere Sistemi Projesi ile ilgili olarak 15.3 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Şirket tarafından KAP'a yapılan açıklamaya göre, Aselsan ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında Ku-Bant Uydu Muhabere Sistemi Projesi ile ilgili olarak 10.04.2014 tarihinde,
6 Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde doğa olayları ile ilgili bilgi vermektedir? 1. 1. yapabileceklerini öğüt verilmemiştir? A) Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır. B) Emanete hıyanet olmaz. A) Karpuz kabuğunu görmeden denize girme. Test 1 5 B) Karıncadan ibret al, yazdan kışı karşılar. 2. yapabilirler
Bazıdeyimler, atasözleri ile çok yakın benzerlik gösterirler; fakat bu tür deyimler ince farklarla atasözlerinden ayrılırlar. Genel kural niteliğinden olmayan deyimler,
Ustanınişine karışılmaz. Konu ile ilgili bir örnek usta bir berberin kafa yapısına göre yakışacak bir model oluyor. Kişi kendi isteği o kafa yapısına model olarak uymaya biliyor mesela:) zira kâfir kavimden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” (YUSUF SURESİ 87. Ayet) yani Allah'ın rahmetinden yalnız
nAFS3wM. Neden başkasının işine karışmamak gerekir? Başkasının işine karışmak, bilmediğin işe karışmayı anlatan ders verici bir hikaye Murat zamanı denilince akla hemen içki yasağı gelir. Kendisi içmesine rağmen 4. Murat memlekette içkiyi ve fal taşlarını yasaklamış, yasaklara uyulup uyulmadığını da bizzat kendisi kontrol eder olmuştu. Yanına iki adamını alan 4. Murat tedbili kıyafet İstanbul sokaklarında dolaşır, yasakladığı içkinin içilip içilmediğini kontrol ederdi. Yasağa uymayanlar da en ağır şekilde günlerden bir gün 4. Murat yanına adamlarını alır ve teftişe çıkar. Ancak bu sefer şehir merkezini değil de köyleri teftiş edecektir. Ne de olsa içmek isteyenler köylerde gizli gizli içiyor olabilir. Köyün birinde adamın birinin süt sağdığını görür. Süt sağımı ilgisini çeker ve başlar adamı izlemeye. Köylü sütü sağar, kovasını doldurur tam işi bitti derken kovasına bir tekme atar ve tüm sütü Murat hayretler içinde bu duruma tepki verir. “Bre adam sen naparsın, sağdığın sütü neden dökersin?” İşine karışılmasına sinirlenen köylü 4. Murat’a bir tokat patlatarak “Sen kim olursun da benim işime karışırsın” der. 4. Murat yediği tokatın etkisiyle kendisinin padişah olduğunu açığa çıkarır. Köylü karşısındakinin padişah olmasından hiç rahatsız olmamış bir şekilde “Padişah da olsan benim işime karışamazsın. Ben padişahlıktan anlamam, sana karışmam, sütçüyüm, süt işinden anlarım. Sen de bundan anlamazsın, karışamazsın” der. 4. Murat köylünün kendine olan güvenini takdir eder ve adama hak verir ancak yediği tokat da ağırına gitmiştir. Tokatın intikamını bir şekilde almayı aklına koyarak köylüyü İstanbul’da saraya yemeğe davet eder. Köylüden yemeğe geleceği sözünü alarak iki ay geçmiştir. Köylü peynirini yapar ve satmak için İstanbul’a gittiği sırada padişahı ziyaret için saraya uğrar. Kapıdaki görevliler köylünün kıyafetlerine bakarak içeri almak istemezler ama köylünün ısrarı üzerine padişaha sorarlar. “Köylü kılıklı birisi sizi görmek istiyor” derler. 4. Murat telaş içinde hemen köylüyü içeri almalarını emreder ve adamlarına deniz kenarında en kallafisinden bir sofra hazırlamalarını buyurur. Sofrada altın kaşık ve çatallar, değerli taşlarla süslenmiş çanak çömleklerle servis yapılmasını ve köylü sofraya otururlar. 4. Murat çorbasından bir kaşık içer ve altın kaşığı denize atar. Değerli taşlarla kaplı tuzluğu kullanır ve sonra denize atar. Sadrazam ve adamları hayretler içinde padişahı seyretmektedir. Köylüden ise çıt yoktur. Sadrazam sonunda dayanamaz sorar “Padişahımız efendimiz, bilmeden bir kusur mu işledik? Neden o değerli eşyaları atarsınız, bize mi kızdınız?” Köylü oradan ayağa kalkar ve bu sefer de sadrazamın suratına tokatı indirir. “Padişahın işine ne karışırsın?” der. Padişah tokatın intikamını almak isterken, sadrazamı da tokat yemiştir.
Dilimizde birçok kelime kökü ile ilgili atasözleri ve deyimler bulunmaktadır. Bunlardan birisi de El kelimesidir. El kelimesi TDK’da “Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü, Kez, defa olarak kelimesi ile ilgili bir atasözü veya deyim söyleyin desek belki de birçok kişinin aklına hiçbir şey gelmez. Ama görünce sizlerde hatırlayacaksınız. Bu kelime ile ilgili birçok atasözü ve deyim bulunmaktadır. İşte El kelimesi ile ilgili hem atasözleri hemde Eğer El ile ilgili bizlerin unuttuğu atasözü veya deyim varsa lütfen bunları yorum bölümünden bizlerle İle İlgili Atasözleri ve Deyimler– el arı düşman gayreti -dosta düşmana karşı küçük düşmemek için çaba gösterme- anlamında kullanılan bir el atmak 1 birisinin işine karışmak, müdahale etmek -Nereye el atsak, altından kirli işler –H. Topuz. 2 bir işe girişmek, teşebbüs etmek -Elbette birçok önemli konulara el attı ama ulusumuzun temel sorunlarından bazıları yüzüstü –T. Halman. 3 sarkıntılık etmek -Üvey babasının teklifleri, tenhalarda şurasına burasına el –O. Kemal. 4 yardım etmek, ilgilenmek. Sponsorlu Bağlantılar Deyim– el ayak çekilmek ortalıkta hiç kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek -Yollar ıssızdı, el ayak çekilmişti, sokaklarda yolu –Halikarnas el, ayak, parmak çivi gibi olmak çok üşümek, el bağlamak 1 saygı için ellerini göbeğinin üstüne kavuşturup durmak; 2 namaza durmak -Durup el bağlayalar yâran saf – el basmak kutsal bir şey üzerine el koyarak yemin el bebek gül bebek nazlı, şımarık bir biçimde -Varlıklı, görgülü bir ailenin el bebek gül bebek yetiştirilmiş –H. el beğenmezse yer beğensin çocuğun öldüğünde iyi anılması, yaşarken de beğenilir bir kişi olması için anne baba çocuklarının eğitimine çok önem el bende! -tekrarlanan oyunda başlama sırası veya hakkı bende- anlamında kullanılan bir el birliği etmek birlikte davranmak, el çekmek el çektirmek görevinden uzaklaştırmak -Sorumluları tespit edildi, işten el –M. Ş. el çırpmak 1 alkışlamak, tempo tutmak -Bir köylü oturduğu yerde cura çalıyor, birkaç delikanlı etrafında el çırparak ayak vurarak türkü –R. N. Güntekin. 2 birini çağırmak için ellerini birbirine el dokunulmamak daha önce kullanılmamak, el değmemiş olmak -El dokunulmamışından canı yandığından artık az kullanılmışına fit –H. el el ile, değirmen yel ile insanlar bir araya gelmeden yaşayamazlar, birbirlerine yardım etmeden başarıya ulaşamazlar; değirmenin çalışabilmesi için rüzgâr el el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz her şey birbirinin üstüne konulamaz, birbiriyle el el üstünde oturmak herhangi bir iş yapmadan boş oturmak -Herhâlde konağın kuytu bir köşesinde, gene el el üstünde oturuyor –R. N. el elde baş başta elde bulunan her şeyin tükendiğini anlatan bir söz -Balya’da beş on lira kazanmıştı. Onları da yedik, el elde baş –R. N. el elden kalmaz, dil dilden kalmaz bir kişi başkasına vurursa o da ona vurur, başkasına kötü söz söylerse diğeri de kendisine kötü söz el elden üstündür ta arşa kadar bir kimse, kendisinden üstün bir başkasının da olabileceğini
Atalarımız yaşadığı dönemlerde zorluklar içinde olduğu gibi yaşamlarında bir çok savaşa katılmışlardır. Çalışmanın, verim almanın ne denli önemli olduğunu en iyi onlar bilir. Çalışmak ile ilgili atasözleri ve anlamlarını sizlerle paylaşacağız. Boş gezmektense bedava çalışmak yeğdir. Boş boş durmaktansa bedava çalışmak çok daha iyidir, paslanmaz kişi marifetlerini geliştirir. Çalışan demir paslanmaz. Çalışan insan becerilerini kaybetmez aksine geliştirir. Yazın çalışan, kışın gülüşür. Yaz vaktinde terleyen kışa hazırlıklı olur, kış vakti ihtiyaçlarını karşılar sıcacık evinde zaman geçirir. Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer. Yaz vakti sıcakta çalışan terleyen birinin kışında sofrasında aşı eksik olmaz. Akşamın işini sabaha bırakma. İş vaktinde yapılmalı sonraya bırakılması hem sıkışıklığa hem karmaşaya sebep olur. Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp. Çalışıp fakir ayıp değil zengini gibi emek verir, çalışmamak öyle fakir olmak ayıptır. Nasihat istersen tembele iş buyur. Tembel birisine iş buyurduğun zaman bin türlü nasihat verir, kendisinin işine gelen biçimde yapmayı önerir. Tembele dediler “kapını ört”, dedi “yel eser örter” Tembel biri en ufak işini dahi başkasından bekler. Yazın gölge kovan, kışın karın ovar. Yazın keyif ve zevkle geçirmek yerine işi ile ilgilenen biri kış vaktinde aşını afiyetle yer karnını ovar. Yazın sıcakta terleyen, kışın soğukta üşümez. Yaz vakti sıcakla çalışan alın teri döken insan kışın zorluk çekmez. Adamın iyisi işbaşında belli olur. Becerikli insan daima yetenekleri yaptıkları ile kendini belli eder. Aşını, eşini ve işini bil. Yediğini bilmek gerekir, nasıl doğru eş seçiliyorsa işine öyle sahip çıkmak gereklidir.
Evi ev eden avrat, yurdu şen eden devlet Mutluluk havası ancak düzenli, temiz, güzel ve ekonomik açıdan rahat bir evde eser. Bunu sağlayan da kadındır. Eğer kadın becerikli, tertipli ve nazik değilse, yuva yaşanılır bir yer olmaktan çıkar. Benzer bir şekilde, içinde yaşanılan yurdu şen eden de devlettir. Eğer devletin başında bulunanlar beceriksiz, zalim, hain ve kendi çıkarlarını düşünen insanlarsa, bunların ülke insanını mutlu etmesi sahibinin bir evi, kiracının bin evi var * Evi olan yalnızca kendi evinde oturur, evi olmayan ise beğendiği evde oturur. * Evi kendinin olan kişi kolay kolay evi satıp başka yere taşınmaz ve kendi evinde oturur. Evi olmayan, kiracı da olsa, istediği zaman taşınır, beğendiği evde hesap çarşıya uymaz * Önceden tasarlanan bir iş umulduğu gibi sonuçlanmaz, düşünüldüğü gibi olmaz. * Hayatta çoğu işimiz için önceden planlar, programlar yapar hayatımızı ona göre şekillendiririz. Planlanan durumlar ile ulaşılan sonuç, her zaman aynı olmayabilir. Uygulamada bazı terslikler olabilir. Bu nedenle her zaman türlü ihtimallerle karşılaşacağımız unutulmamalı, sürprizlere hazırlıklı bezden, ne umarsın bizden * Kendisi yardıma muhtaç olandan yardım beklemek boşuna umutlanmaktır. * Yoksul, kimsesiz ve fakirler kendisi yardıma muhtaç kişilerdir. Kendisi yardım beklentisi içinde olan kişilerden yardım beklemek boşuna sahibi mülk sahibi, hani nerede bunun ilk sahibi * Kişi malını mülkünü kaybederim korkusuyla kendini üzüntüye kaptırmamalı, malı mülkü ile övünmemelidir, zira mal mülk dünyaya ait bir şeydir. * Bu dünyada mal, mülk, para, şan, şöhret elde etmekle övünenler yanılmaktadırlar. Dünya var olduğundan beri nice şanlı, şöhretli, zengin kişi her şeyi bu dünyada bırakıp gitmiştir. Bu dünya fanidir. Bu nedenle kişi mal mülk için kendini üzüntüye kaptırmamalı, malı mülkü ile de övünmemelidir, zira mal mülk dünyaya ait bir şeydir. Kalıcı olan yapılan iyilikler ve insanlığın yararına yapılan alma, komşu al * Komşuluk ilişkileri, iyi bir komşuya sahip olma çok çok önemlidir. * İnsanlar bir arada yaşarlar. Dolayısıyla yakınlarında oturan komşularının ilişkiler açısından önemi büyüktür. Kötü komşular ile yan yana yaşamak oldukça zordur. Kavgalara, gürültülere ve anlaşmazlıklara yol açar. Bu bakımdan, ev almadan önce, komşuların nasıl insanlar olduklarını öğrenmek, incelemek her zaman yarar alanla evlenene Allah yardım eder * Evlenene ve ev yapana herkesin kolaylık göstermesi, onlara Allah’ın yardımının dolaylı olarak ulaşıyor olması demektir. * Evlenmek ve ev almak hayırlı işlerdir. Bu bakımdan herkes evlenenlere ve ev alanlara kolaylık gösterir, yardımcı olur. Bu da Allah onlara yardım ediyor, anlamına eve gelmiş, yorga yolda kalmış * Düzenli ve sürekli çalışan güçsüz kimse, düzensiz ve süreksiz çalışan güçlü kimseden daha başarılı olur. * Sürekli ve düzenli olarak çalışan zayıf kimse, düzensiz ve süreksiz çalışan güçlü kimseden daha başarılı olur ve daha önce sonuç misafiri dilenci dilenciyi istemez sevmez, ev sahibi ikisini de Misafir, bütün ağırlamaların yalnız kendisi için olmasını istediğinden gittiği yere başka bir misafirin gelmesini istemez; ev sahibi de hiç misafir gelmese de rahatım bozulmasa diye umduğu ev sahibine iki öğün olur Misafir, ev sahibinin kendine çok şeyler ikram edeceğini umar ama beklediklerini var ev yapar, avrat var ev yıkar Öyle kadınlar vardır ki bir aileye düzen verir, mutluluk getirir; öyle kadınlar da vardır ki ailenin düzenini, mutluluğunu oğlanın pabucu bir olunca evde kavga eksik olmaz Ortaklaşa kullanılan bir mal, kimi zaman baba ile oğlu arasında bile kavgaya neden kar havası, eve gel kör olası tehlikeli bir durum belirmeye başlayınca ondan uzaklaşmanın çaresine evine, köylü köyüne Artık dağılalım, herkes evine, işine bir evi var, kiracının bin evi var Evi olan yalnızca kendi evinde oturur, evi olmayan ise beğendiği evde girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle verme evliye, eve gider unutur Bir kadın, evli bir erkeğe gönlünü evinde ağadır Herkes kendi evinde, çevresinde saygı görür. Herkesin kendi evinde, çevresinde sözü eve it buyruk * Aklı başında kimselerin sahip çıkmadığı iş, aşağılık kimselerin elinde kalır. * Sahip çıkılmayan, başında bulunulmayan mal ya da iş, seviyesiz ve niteliksiz, bayağı kişilerin eline geçer; onlarca kullanılır ve idare edilirler. Bu da telafisi mümkün olmayacak maddi ve manevi zararların ortaya çıkmasına yol ev donanır, bir kız donanmaz * Bir kızı donatmak, bir ev düzmekten daha güç, daha masraflıdır. * Bir kızın ihtiyaçlarını gidermek bir evi dayayıp döşemekten zor ve daha masraflıdır. Ev için gerekli eşyalar belirlidir, alınır ve eşya ihtiyacı kalmaz. Kızın ise istekleri bitmek tükenmek bilmez. Giysi, takı, ayakkabı, çanta, çeyiz derken masrafların ardı arkası kesilmez. Özellikle evlenecek kızın gözü eşyaya evde iki kız, biri çuvaldız biri biz Bir evde iki kız olursa her biri bir taraftan aileyi sıkıştırıp giyim kuşam ister, çeyiz ister. Onlar istemese bile aile kendini böyle bir sorumluluk altında bilir ve bunun sıkıntısını idi çırpı idi, evim idi ya, ayı idi uyu idi, kocam idi ya Her ne kadar evim derme çatma, kocam kaba saba idiyse de, bir düzen kurmuş, yaşayıp karılı evde toz diz boyu olur Bir işi iki kişi evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz Bir şey alınması imkânı olmayan yerden, bir şeyler vermesini beklemek evi naz evi * Kız tarafı nazlı olur. * Evlilik çağına gelen kızı olan aileler, kızlarına gelen görücülere karşı nazlı olurlar. Kızına talip olanların, gönüllerini hoş etmesini, ricacı olmasını ister, naz uyku evin bekçisidir Ufak bir tıkırtıdan uyanacak kadar hafif uyuyan ve tetikte olan kimse evin bekçiliğini iyi yapıyor iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın Çiftçinin toprağı suya ne kadar yakınsa değeri o kadar çok olur; bakımı, ürünün güvenliği ve eve kolay taşınabilmesi bakımından toprağın eve yakın olması daha da varken davarını eve götür Zarar görmemek için işlerini en uygun ve güvenli bir zamanda evinde ağlamasını, düğünevinde gülmesini bilmeli insan içinde bulunduğu çevrenin durum ve koşullarına uygun biçimde davranmasını eve it buyruk Kimsenin ilgilenmediği, benimsemediği sahip çıkmadığı işler üzerinde değersiz kişiler egemenlik da acı amma evde lazım bir dişi * Gerekli olanın niceliğinden çok niteliği önemlidir. * Bir evde işlerinin sağlıklı yürümesi için, sorumlulukları olsa da bir bayan gereklidir. * Ara sıra ihtiyaç duyulan şeylerden, az da olsa bir evde bulunmalıdır. Bu birilerine rahatsızlık verse misafir, ev sahibini ağırlar Başkalarının görev ve yetkilerine karışmak iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın Çiftçinin toprağı suya ne kadar yakınsa değeri o kadar çok olur; bakımı, ürünün güvenliği ve eve kolay taşınabilmesi bakımından toprağın eve yakın olması daha da taş üstünde olur, ev ev üstünde olmaz Aynı evde oturan iki aile arasında er geç birtakım anlaşmazlıklar ağacın gürültüsü dal ile, mutlu evin yakışığı döl ile Bir ağacın dal budak salarak gürleşmesi gibi bir ailenin mutluluğu da yetiştirdiği çocuklarla pekişir, iti ev beklemez Başıboş gezmeye alışanlar, disiplinli iş yapmaya dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz Aynı evde oturan iki aile arasında er geç birtakım anlaşmazlıklar el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz * Her şey birbirinin üstüne konulamaz, birbiriyle birleştirilemez. * En olmayacak şeyler bile bir gün gerçekleşebilir. Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması düşünülemez. Çok geçmeden aralarında geçimsizlik evi kerem evi, yok evi verem elem evi Varlıklı ailenin durumu konuk ağırlamaya, gereken yerlere yardım etmeye, armağanlar vermeye elverişlidir; yoksul ailenin evinde sıkıntı ve dertten başka bir şey evi yanmış, kimse inanmamış Yalan söylemeyi huy edinen kimsenin sözlerine, gerçeği söylediği zaman bile hırsız ev sahibini bastırır * Biri, suçunu zarar verdiği kimseye yüklediğinde söylenen bir söz. * Bazı suçlular aynı zamanda serseri ve edepsiz de olurlar. Böyle kişilere karşı dikkatli olunmalıdır. Edepsiz, arsız, ahlâksız, şarlatan, öyle kimseler vardır ki bunlar suç işlemekle kalmazlar, işledikleri suçu reddettikleri gibi, bir de bu suçu, zarar verdikleri kimseye yüklemeye ve onu susturmaya çalışırlar. Haksızken, haklıymış gibi misafir ev sahibini ağırlar * Başkalarının görev ve yetkilerine karışmak ahmaklıktır. * Gelen misafirleri ağırlamak ev sahiplerinin görevidir. Ama şaşkın misafir bunun tersini yapar. Temizlik, servis, kapıyı açma vb. işleri yapmaya koşar. Başkasının görev ve yetkilerini üzerine alan böyle ahmaklar başka konularda da güzel idi hani yeri, baban güzel idi hani evi * Hiçbir duruma güvenilmez, bizim olan şeyler elimizde sürekli olarak kalmazlar. * Hayatta hiçbir duruma güvenilmez, kalıcı gözüyle bakılmaz. Bizim olan hiçbir şey, sürekli olarak elimizde kalmaz. Gençliğinde güzel olanlar, yaşlandıkça güzelliklerini yitirirler. Zenginlik içinde olanlar, gün gelir, evlerinden bile girmeyen eve doktor girer * Güneşsiz evde hastalık eksik olmaz. * Güneşin insan sağlığı açısından önemi büyüktür. Güneş mikropları öldürür, vücudu güçlendirir. Güneşin girmediği yerlerde mikropların daha çabuk çoğaldığı, güneş yüzü görmeyen insanların da daha çabuk soluklaştığı bilinen gerçeklerdendir. Güneş birçok hastalığa iyi gelirken, sağlığın da baş koruyuculuğunu yapar. Görülüyor ki güneşli evde hastalık olmaz.
başkasının işine karışmak ile ilgili atasözleri